KAFANA SIKAMAZSIN

BU SEFERE MAHSUS TEK BÖLÜMLÜK BİR HİKAYE OLDU KEYİFLİ OKUMALAR…

Çok sıcakmış hava
ama zaten soğuk olması da beklenmiz o coğrafyada.
Bahsi geçen bu coğrafyada bir köy varmış, diğer köylere göre garip bi köymüş bu köy, garip olmasının sebebi ise fikir ayrılıklarından dolayı 3 e bölünmüş ama aynı yerde yaşamaya muhtaç oldukları için beraber yaşamaya alışmış olmalarıymış. Ve bu yıllardır böyle devam etmiş.
Köylülerin benimsemiş olduğu ve ayrılmarına sebep olan 3 fikir ayrılıkları şunlarmış.

  1. kısım kendilerini susmakla yükümlemişler ve sadece gerektiğinde konuşurlarmış, ve bu da oldukça kısa olurmuş, çünkü fazla konuşmanın hiç bir anlamı yokmuş.
  2. kısım ise 1. kısımın tam aksiymiş , sürekli konuşmak isterler , herkesin hakkında konuşurlar , en ufak detaylar hakkında saatlerce muhabbet ederlermiş.
    Bu iki görüşün hemen hemen sayıları birbirine eşitmiş ama 3.kısım tek kişiden oluşuyormuş, Erlik’ miş onu adı ama ona deli derlermiş, çünkü onun görüşü ne derlerse tersini yapmakmış , nedeni ise ona göre bütün bu olanların hepsi yanlış ve aptallıkmış ve bu aptallıkların bir parçası olmamak için tersini yaparmış her şeyin, “çünkü doğru olan yanlışın tam tersi yapmaktır” dermiş hep. Erlik’miş bu böyleymiş işte.
    Ve günlerden bir gün, susmayı benimsemiş olan Öniz uykusundan uyanmış ve sessizliğini bozan sesi duyamamış ilk defa , kalkıp hemen kafesini kontrol etmiş, canı gibi sevdiği , canı gibi baktığı kanaryası ölmüş o sabah , o kadar çok üzülmüş ki resmen dünyası başına yıkılmış çünkü evdeki tek sesmiş o.
    kendine bir mırra yapmış ve düşünmeye başlamış, onu çöpe atamazmış öylece çünkü insan sevdiğini çöpe atabilirmiymiş hiç.
    gömecekmiş onu , kimsenin ayak basmadığı bir yere gömecekmiş hem de.
    Son yudumunu aldıktan sonra kahvesinden hazırlanmış apar topar , sabah olmasına rağmen ormana doğru ilerlemek için kapısından çıkmış.
    Huzmeler yüzüne vura vura ilerlemiş o sıcak coğrafyada tek başına…
    Kısa bir süre sonra varmış ormana seçmiş, belirlemiş kendince olabilecek en güzel yeri , Kanaryasını da koymuş taşın üzerine ve tam kazmaya başlayacakken sırtını döndüğü bölümden ses işitmiş , 2 genç varmış arkasında , söylenmeye başlamışlar hemen çünkü onlar çok konuşmayı benimsemiş olanlarmış.
  • Sen nasıl kıyarsın şuncacık hayvana , eti ne budu ne , ne yaptı da canileştin bu kadar hehh.

diğeri de eklemiş

  • Keşke şu ağzınızı
    kapatabildiğiniz kadar insan olabilseydiniz. Demiş.
    Öniz`in canına tak etmiş , birinin şu saçmalığa, şu patavatsızlıklara son vermesi gerekiyormuş.
  • Keşke siz de konuştuğunuz kadar insan olabilseydiniz , o zaman anlayabilirdiniz belki düşünmeyi , belki anlardınız konuşmanın ve susmanın önemini , evet belki de bu zamana kadar susmamızı bir aptallık olarak görüyosunuz , belki de düşüncelerimizin bile elle tutulur bir tarafı olmadığını bile düşünüyorsunuz ama ekliyeceğim bir şey var “siz tarafsız olanların bile sevmediği taraftasınız”. Ben buraya Kanaryamı gömmeye geldim, ve siz gelene kadar da her şey yolundaydı şimdi lütfen gidin. Demiş.
    Uzaktan geçmekte olan deli diye adlandırdıkları Erlik ise bütün konuşmaları duymuş ve sonra o da oradan uzaklaşmış.
    Kısacası Öniz susmanın önemini anlatırken çok konuşmuş , konuşmayı benimseyen iki genç ise bu süre zarfında susmakla yetinmiş…
    Öniz Kanaryasını gömmek için tekrar geri dönmüş, birkaç çapa darbesinden sonra kanaryasını taşın üzerinden almış ve kazdığı toprağa yerleştirmiş ve usulca üzerine kapatmış…
    Öniz’de biraz dinlendikten sonra köye doğru ilerlemeye başlamış evine gitmeden önce kendi görüşlerine sahip olan arkadaşlarının yanına gitmek istemiş ve oraya geçmiş.
    Normalde içeriye girdiklerinde hep birbirlerine gülümserlermiş ama bu sefer farklı olmuş Öniz’e kimse gülümsememiş,Öniz ilk önce oturmuş ve arkadaşlarına gülümseyerek neden bana gülümsemediniz ,bir şey mi oldu diye sormuş.
    Kimse sesini çıkartmamış, Öniz tekrarlayınca ihtiyar sözünü kesmiş
  • bugün seni görmüşler hiç de gerektiğinde konuşur gibi de değilmişsin , artık sen bizden değilsin , artık aynı düşüncelere sahip değiliz, tek söyleyeceklerim bunlar.Demiş.
    Öniz olanlara anlam verememiş ihtiyara cevap vermiş.
  • ben sadece onların yaptıkları şeyin ne kadar yanlış olduğundan bahsettim , sadece susmanın ve konuşmanın değerini anlattım onlara , beni haksızca eleştirdiler, ben de gereken cevabı verdim,ister inanın ister inanmayın benim tek yaptığım buydu. Demiş.
    Ama yine unuttuğu bir şey varmış yine kendini anlatırken uzunca konuştuğunun farkına varmış , “ve gerçekten onlardan olmadığını , onlardan olduğunu anlatırken anlamış” , ve kapıyı yavaşça açıp çıkmış , evine doğru giderken Erlikle karşılaşmış , Erlik Öniz e takılmış.
  • Hey ahmak ıslatan, hayatın boyunca konuşanlar ne düşünüyosa tersini yaptın yani sustun, bugün de susanların yanında olduğunca fazla konuştun, bence sen bendensin , bence ikimiz aynı kafadanız heh ne dersin demiş
    Öniz de deliye bakarak gülümsemiş ,
  • Erlik ben senden asla olamam , ama sana bir önerim var sen de hayatın boyunca ne dersek hep tersini yaptın , bence sen kafana sıkamazsın demiş.
  • İnsan sevdiğinin açığını bulsa bile görmezden gelir ölse bile çöpe atmazmış, ama sevmediğinin açığını bulduğunda acımaz çöpe bile atmazmış
  • Bazı fikir doğrultularına bağlı kalınmamalı, ne kadar doğru olduğuna inansak bile , zeten bütün olay aşırıya kaçmadan dozunu ayarlamaya çalışmak değil midir.

Başka bir hikayede görüşmek üzere

YASİN VE AİLESİ

4. BÖLÜM

Babasının ameliyata alındığını öğrenen Yasin ameliyathanenin önünde sabırsızca beklemeye başladı. Önce hemşirenin daha sonra da doktorun çıktığını gören Yasin hızla doğruldu. Doktorun başınız sağolsun demesiyle Yasin’in bayılması bir oldu. Birkaç saat geçtikten sonra kendine gelen Yasin hastaneden ayrıldı. Babasının öldüğünü annesine nasıl söyleyeceğini düşünen Yasin eve doğru ilerledi. Eve geldiğinde annesinin merak dolu bakışlarına karşı suskunluğunu bozmayan Yasin’in bu durumundan eşinin öldüğünü anlayan Yasin’in annesi ağlamaya başladı. O akşam evde kimse bir lokma yemedi. Artık evin direği yıkılmıştı. Hem küçük kardeşine hem de annesine bakmak zorunda olan Yasin okulu bırakmak zorunda kaldı. Doktor olma hayalleri suya düşen Yasin bir de iş bulamayınca iyiden iyiye psikolojisi bozuldu. Kardeşine ve annesine de bakmakta zorlanan Yasin alkole de başlamıştı. Alkole para dayanmayınca son çare olarak hırsızlık yapmayı düşünen Yasin son parasına da silah alarak caddede ki bankayı soymaya giden Yasin paralarla birlikte iki gün evde sağlandıktan sonra polise yakalandı.

Bu hikayemizinde sonuna geldik başka bir hikayede görüşmek üzere hoşçakalın…

YASİN VE AİLESİ

3. BÖLÜM

Kardeşinin doğumundan çok kardeşine ismini vermesinden dolayı sevinen Yasin zaman geçtikçe büyüyordu. Lise hayatına başlayacağından dolayı çok heyecanlı olan Yasin liseye geçiş sınavından tam puan alarak istediği liseye girebilecekti.Annesi de evlere temizliğe gittiği için evde tek başına kalan Yasin derslerinden kalan zamanda kardeşi ile ilgileniyordu. Geçen zamanın ardından Melek’te iki yaşına gelmişti. Çok güzel bir bebek olan Melek görenleri adeta büyülüyordu. Aynı zamanda Yasin de lisede hem parlak zekasıyla hem de yakışıklılığıyla herkesin dikkatini çekiyordu. Birinci sınıfı da hem takdir belgesi ile hem de okul birinciliğiyle tamamlayan Yasin’in en büyük hayali tıp okumaktı. Akşam olduğunda babasının eve gelmemesiyle çok telâşlanan Yasin ve annesi babasının bütün arkadaşlarını aradı ve işten çıktığını evde olması gerektiğini öğrenmesiyle iyiden iyiye endişelendi. Sabaha kadar endişeli bir şekilde bekleyen Yasin ve annesi sabah çalan telefonla yerlerinden fırladı. Yasin telefonu açar açmaz elinden düşürdü ve annesini de birşey söylemeden hastaneye koştu. Kaza geçiren babası ağır yaralıydı ve kurtulması için mucize gerekiyordu.

Diğer bölümde görüşmek üzere hoşçakalın

KIZLARA İLK MESAJ

İnstagram günümüzün en popüler uygulaması ve facebook’un yerini aldı. İnstagram aslında temel de flört uygulamasından daha çok sosyalleşme uygulaması ama insanlar tabiki flört amaçlıda kullanıyor bu doğal.

Gelelim bunu kendiniz için potansiyel flörtlerinizi maksimize etmek için stratejik kullanmaya.

2 tane temel strateji izleyebilirsiniz.

İlki spam olarak üzerinde düşünülmüş bir mesajı belirli sayıda kıza göndermek. Buna ben niceliksel yöntem diyorum.

Diğeri ise kızın profilini inceleyip onun karakterine özel bir mesaj atmakla ilgili olan niteliksel yöntem.

Bu tamamen sizin tercihinize kalmış bir şey. Ben size ilk mesaj ve konuşmanın yönünün nasıl olacağını söyleyebilirim.

Spam olarak göndereceğiniz bir çok çeşit mesaj var. Bunların özelliği ; ilgi çekici,konuşma başlatıcı ve kancaya takılmalık yemli olmasıdır. Eğer açılışınız iltifat olursa teşekkürler cevabı alırsınız. Muhabbet çok zorlama ilerler ve işler bok olur.

Mesajın içeriği eğlenceli, komik ve meydan okuyucu olmalıdır. Tüm erkekler kıza iltifat ettiğinden ve direkt yürüdüğünden bu yöntem işe yaramıyor. Eğer yakışıklı ve popülerseniz düm düz yürüyün sorun yok ama ortalama bir adamsanız işe yaramaz. Kızda sizin gibi çükünü ıslak deliğe sokmaya çalışan yüzlerce adam var. Elleri çükünde sıralarını bekliyorlar😂

O yüzden muhabbet ilerleticek ve sizi diğer erkeklerden farklı kılacak bir prensipte düşünmeniz lazım.

Bana göre ideal mesajlar ;

-ilginç bir enerjin tarzın var.

-beyaz atlı prensin geldi çay koy içelim

-ilk kez süpürgesi olmayan cadı görüyorum

-neşeli ve enerjik birisi gibi görünüyorsun dışarıdan  vs.

Bunlar açılış için ideal, çok zorlama ve etkileme kaygısı taşımayan mesajlar. Bunları kullanabilirsiniz ama kendi karakterinize ve tarzınıza göre de mesajlarınız olsun. Kendiniz test edip neyin işe yarayıp yaramadığını görün. Körlemesine kullanmayın. Bu mesajların hiç birisi sizde işe yaramıyorsa işe yarayacak başka şeyler deneyin.

Sosyal medya profiliniz de güzel ve kaliteli olsun. Takipçi sayınız vs iyi olsun. Öyle sizi 100 kişi takip ediyor siz 500 kişiyi takip ediyorsanız. Öyle dandik sosyal medyanız varsa tabiki dünyanın en etkili mesajı bile işe yaramaz. Kaliteli profilde merhaba bile işe yarar.

Sosyal olarak izole bir tipseniz biraz takipçi hilesi kullanın ama bokunu çıkartmayın. Güzel fotoğraflar ve profil fotoğrafı da çekilin. Fotoğraf makinesi olan arkadaşınızdan rica edin olmadı bişeyler ısmarlayın vs.

Kaliteli mesaj yazmak istiyorsanız da kızın hobilerine ve ilgi alanlarına karakterine göre mesaj atın. Müzikle ilgileniyorsa oradan vs. Akıllı olun ve etkilemeye çalışmayın. Kızlara kendinizi satmaya ve onların ilgisini çekmeye çalışmayın. Mesajlarınız zorlama olmasın. Kendinizi kıza ben şöyleyim vs diye satmayın. Mesajlar başta eğlenceli komik olmalı sonra ise iki kişinin birbirini tanıması güvenmesi olmalı.

Kadınların hesapları onların hayatları ve kim olduklarıyla ilgili yüzlerce detayla dolu. Bu detayları fark edip kullanın. Muhabbete renk katıcaktır.

Çoğu kadına çok mesaj geldiği için cevap gelme oranı ve mesajlaşmanın devam etmeme oranı sizin oyununuzla alakalı değil. Dm den anca bu kadar olabilir. O yüzden çok kadınla konuşmak sizin avantajınıza sonuçta sayıların oyunu bu.

Bazı kadınlar da internetten tanışmayı sevmezler onun için biraz zor bir durum olabilir. Sıradışı olmanız bu ihtimali azaltır.

Soğuk yaklaşım , sıcak yaklaşıma hiç benzemez. Kızlar çoğu zaman aşırı pozitif tepkiler vermezler. Bazen soğuk,kısa mesajlar atabilirler. Sizi tanımadıkları ve basit görünmek istemediklerinden dolayı bu normal. Farkınızı göstermek için biraz zamana ve sabıra ihtiyacınız var.

Bol bol pratik yapın ve sonuçlarınızı hatalarınızı işe yarayan şeyleri analiz edin. Akıllı olun ve ilk elden tecrübelerinize önem verin. Kendiniz de ne işe yarıyorsa onları kullanın.

Sonuçta dm atarken yorulmuyorsunuz, para kaybetmiyorsunuz ve aşırı zaman kaybınız yok. Yüz yüze red yediğiniz de yok. Bir çok şeyi yaparken kullanabilirsiniz. Ayrıca sokakta tanışmaya ve sosyal ortamlara gitmeye zamanı olmayanlar için en iyi yöntem bu. Akıllı bir şekilde kullanırsanız bolluk mentalitenize fazlasıyla katkı sağlarsınız. Erkek adam internetten tanışmaz yüz yüze tanışır diye saçmalayanlara da kulak asmayın. Pragmatik olun kendinizi düşünün.

YASİN VE AİLESİ

2. BÖLÜM

Annesinin hamile olduğunu öğrenen Yasin etrafına gülücükler saçıyordu. Dönem sonu geldiğinde yine takdir belgesiyle eve gelen Yasin kapının önündeki ambulansı gördüğünde adeta başından aşağı kaynar sular döķüldü. Babası Yasin’e önemli bir şey olmadığını söyledi ve ambulansa binip hızla hastanenin yolunu tuttu. Yasin endişeli bir şekilde evde beklemeye başladı. Aradan geçen dört saatin ardından annesi ile babası ambulansla birlikte eve gelmişlerdi. Hızla evden fırlayan Yasin babasıyla birlikte annesini eve kadar getirdiler. Normal bir doğum sancısı olduğunu öğrenen Yasin derin bir nefes aldı. Yaz tatilinde yine derslerine çalışmaya devam eden Yasin kardeşinin doğacağı günü iple çekiyordu. Günler haftaları haftalar ayları kovaladı ve Yasin’in annesinin doğum vakti geldi çattı. Doğuma birkaç gün kala hastaneye yatan Yasin’in annesinin yanında refakatçi olarak kalan Yasin geceleri neredeyse birkaç saat uyku ile annesine gözü gibi bakıyordu. Ve sonunda annesini doğumhaneye aldılar. YASİN kapıda telaşlı bir şekilde bekliyordu. Aradan altı saat geçtikten sonra kardeşi ile birlikte annesi doğumhaneden çıktı. Güzeller güzeli bir kız kardeşi olan Yasin’in keyfine diyecek yoktu. Kız kardeşine isim vermek için babasından izin alan Yasin kardeşine Melek ismini koydu.

Diğer bölümde görüşmek üzere hoşçakalın…

YASİN VE AİLESİ

  1. BÖLÜM

Okula yeni başlayan Yasin diğer öğrencilere hiç benzemiyordu. Diğer tüm öğrenciler anneleri olmadığı için ağlarken Yasin; meraklı gözlerle etrafa bakınıyordu. Okulu çok seven Yasin öğretmenlerini de çok sevmişti. Fakir bir aileden gelen Yasin okumanın ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Okuldan çıkar çıkmaz eve gitti ve etrafı temizledikten sonra ders çalışmaya başladı. Annesi evlere temizliğe giden Yasin’in babası da inşaatta çalışırdı. Evin tek çocuğu olan Yasin hep bir kardeşi olsun istemişti ama Yasin’e dahi zor bakan ailesi bir çocuğa daha bakamazdı. Okula her gün büyük bir iştahla giden Yasin yeni şeyler öğrenmekten çok zevk alıyordu. Dönem sonu geldiğinde takdir belgesi ile eve doğru koşan Yasin’i annesi karşıladı. Takdir belgesini gören annesi büyük bir sevinçle oğluna en sevdiği yemekleri yaptı. Akşam babası geldiğinde takdir belgesini ona da gösteren Yasin o akşam mutlu bir şekilde uykuya daldı. On beş gün boyunca tatil yapacak olan Yasin kendine bir ders programı hazırladı ve tatilde de derslerinden geri kalmadı. Ve sonunda tatil bitti. Okulu çok özleyen Yasin ilk günkü heyecanıyla okulun yolunu tuttu. Zaman hızla geçiyordu Yasin artık altıncı sınıfa başlamıştı. Her zamanki gibi okul birincisi olan Yasin eve gelince Babasını da evde gördü ve çok şaşırdı. Çünkü babası geç saatlerde eve gelirdi. Annesini hastaneye götürdüğünü ve hamile olduğunu söyleyince Yasin sevinçten ne yapacağını şaşırdı. Artık onunda bir kardeşi olacaktı. Akşam olduğunda mutluluktan gözüne uyku girmeyen Yasin kardeşi ile geçireceği zamanların hayalini kurmaya başladı.

Bir dahaki bölümde görüşmek üzere hoşçakalın

BİSİKLET SÜRMEK İÇİN 10 MÜKEMMEL NEDEN

1.FORMUNUZU YAKALAYACAKSINIZ
Düzenli yapılan bütün fiziksel aktiviteler gibi bisiklete binmekte kaslarınızı düzenli çalıştırıyor, nefes alımımızı düzenliyor ve vücüdumuza esneklik kazandırıyor.Aynı zamanda, aşırı kilo alımı, kolesterol,, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkların önüne geçiyor. Bu eğlenceli spora günde sadece 1 saatinizi ayırark yaklaşık 300 kalori harcamanız mümkün!
2.DAHA FAZLA OKSİJEN ALACAKSINIZ
Araba yerine bisikletle gittiğimiz her kilometrede karbonmonoksik, karbondioksit, azot ve benzin gibi gazlara daha az maruz kalıyoruz. Bu da daha sağlıklı ve doğal bir ulaşım anlamına geliyor. Tabii önemli bir hatırlatma yapmak yerinde; bisikletinizi ana yollarda değil, daha az taşıtın geçtiği daha yeşil yollarda sürmeye çalışın.
3.AĞRILARINIZ AZALACAK
Romatizma ve eklem ağrılarından şikayet ediyorsanız tek yapmanız gereken selenizi biraz öne doğru kaydırarak sırtınızı uygun bir pozisyonda tutmak. Böylelikle sırt ağrılarınıza son verebilirsiniz. Ayrıca kaslarınız güçlendiği için eklem ağrılarınız da kısa bir zaman içinde azalacak.
4.ZAMAN KAZANACAKSINIZ
Araba için park yeri arama zamanını, park etme süresini ve gideceğimiz yere kadar olan yürüme mesafesini düşündüğümüzde de bisiklet daha çok zaman kazandırıyor. Trafiğe takılmadan, metro, tramvay ve otobüs gibi taşıtları beklemeden, gideceğiniz yere çok kısa zamanda ulaşmanız mümkün…
5.STRESTEN UZAKLAŞACAKSINIZ
Bisiklete binme esnasında yapılan düzenli ve ritmik hareketler insanları günlük yaşantılarında maruz kaldıkları tüm olumsuz etkilerden uzaklaştırıyor ve rahatlatıyor. Hareket halindeki beden, 30-40 dakika sonra endorfin salgılamaya başlıyor. Bu da kişinin kendisini mutlu hissetmesi anlamına geliyor!
6.KÜRESEL ISINMAYI ÖNLEYECEKSİNİZ
Motorlu taşıtlar sera galarının yayılmasının en temel sebebini oluşturuyor. Bir kişinin bir yıl boyunca kısa mesafeli yollarda bisiklet kullanması, 500 kilogramdan 1 tona kadar br miktarda karbon gazının yayılmasını önlüyor. Yani bisiklet kullanmak sadece sağlığımıza fayda sağlamıyor, aynı zamanda dağayı da koruyor.
7.ŞEHRİ YENİDEN KEŞFEDECEKSİNİZ
Bisikletin üzerindeyken şehri daha farklı bir gözle keşfetmeniz mümkün. Dar sokaklara girerek her yeri daha yakından inceleyebilir, araba kullanırken dikkat etmediğiniz bir çok ayrıntıyı fark edebilirsiniz. Böylelikle şehrin zenginliklerine bir kere daha hayran kalacaksınız.
8.DAHA GÜVENLİ YOLCULUK YAPACAKSINIZ
Bisikletle arabaların arasından kolaylıkla sıyrılabilerek yolda diğer ulaşım araçlarına göre daha risksiz yolculuk yapmanız mümkün. Diğer motorlu taşıtlara göre 8 kat daha güvenli olduğu biliniyor. Bu yüzden bisiklet kullanan kişi sayısının artması trafik kazalarının oranını da azaltıyor.
9.DAHA SAĞLIKLI OLACAKSINIZ
Bisiklet sayesinde daha fazla egzersiz yapacak, daha çok oksijen alacaksınız. Üstelik trafik sıkışıklığında vakit geçirmediğiniz için sinirleriniz bozulmayacak, gereksiz yere strese girmeyeceksiniz. Ve elbette tüm bunlarrın tek bir anlamı var; genel sağlığınız bisiklet sayesinde çok daha iyi bir hale gelecek!
10.GELECEĞİN TAŞITINI KULLANANLARIN ÖNCÜSÜ OLACAKSINIZ
Sadece insan gücüyle yol almamızı sağlayan bisiklet, hem artan trafiği önlemek hem de çevre kirliliğini engellemek yolunda umut veren bir araç. Bu özellikleriyle bisiklet geleceğin taşıtı olma yolunda ilerliyor. Siz de bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullanarak, bu akımı yayan bir öncü olabilirsiniz.

FAST FOOD’UN ZARARLARI

1) Fast food tipi yiyecekler bağırsaklardaki iyi bakterileri yok ediyor

Bilindiği üzere bağırsaklarımızda milyarlarca yararlı bakteri yaşıyor. Son yapılan araştırmalara göre sindirim sistemimizde 1400 farklı tür bakteri ve mikroorganizma var. Bu bakteriler tükettiğimiz bazı gıdaları sindirmemize yardımcı oluyor. Daha da önemlisi, bağırsaklarımızı çeşitli hastalıklardan koruyorlar. Hatta son yapılan bazı araştırmalara göre bakterilerin salgıladığı bazı maddelerin psikolojimizin daha iyi olmasına bile etkisi var.
Çok fazla fast food ürünü tüketmek sindirim sistemindeki işte bu bakteri dostlarımızın sayısının ciddi şekilde azalmasına yol açıyor. ABD’de bir profesör bunu incelemek için oğluna 10 gün boyunca fastfood yeme görevi verdi. Daha sonra da neler olduğuna baktı. Çocuğun sindirim sistemindeki bakterilerin neredeyse tamamı yok olmuştu. Ayrıca bağırsakları da sağlıklarını kaybetmeye başlamıştı.

2) Fast food tüketmek depresyona neden oluyor

Fast food tüketmekle ruh sağlığı arasında da ciddi bir bağlantı var. Zira çok fazla fast food tüketmenin depresyona yol açtığı belirlendi. 9 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmada fast food tüketimi yüksek olan kişilerin depresyona daha meyilli olduğu ortaya çıktı.
Bilim insanlarına göre aşırı fast food tüketimi psikolojik durumumuzu olumlu etkileyen bazı yağ asitlerini ve vitaminleri yeterince almamızı önlüyor. Bu da beraberinde ruhsal çöküntüyü, yani depresyonu getiriyor.

3) Astıma yakalanma riskini artırıyor

Türkiye’de yüzbinlerce astım hastası var. Bunların önemli bölümü de çocuk. Astımın pek çok nedeni var. Bunlardan biri de maalesef fazla fast food tüketimi. Bir araştırmada dünya genelinde 500 bin çocuk incelendi. Haftada 3 kereden fazla fast food tüketen çocuklarda astım gelişme riskinin tüketmeyenlere göre çok daha fazla olduğu ortaya çıktı.
Araştırmacılar astım ile fast food arasında nasıl bir ilişki olduğunu net olarak açıklayabilmiş değil. Ancak bu tür yiyeceklerdeki yüksek doymuş yağ miktarının bu duruma neden olduğunu tahmin ediyorlar.

4) Egzama ve alerjik deri hastalıklarına sebep oluyor

Fast food ürünlerinin içerdiği maddeler cildinizi de alerjenlere karşı daha hassas hale getiriyor. Sık fast food tüketenlerde özellikle egzama ve alerjik deri rahatsızlıklarının ciddi bir şekilde arttığına dair bilimsel kanıtlar var. Maalesef çocuklar fast food ürünlerinin bu zararlı etkilerinden daha da fazla etkileniyor.

5) Fast food yiyecekler karaciğere hasar veriyor

Yoğun fast food tüketimi en hayati organlarımızdan biri olan karaciğerde de hasara neden olabiliyor. İsveç’teki bir üniversitede bir deney yapıldı. Denekler günde iki öğün fast food yediler ve hiç egzersiz yapmadılar. Bir süre sonra karaciğer hücrelerinin yağ içeriği yüzde 1.1’den yüzde 2.8’e yükseldi. Ki bu da son derece ciddi bir sorun. Çünkü hücrelerdeki yağlanmanın artışı bir süre sonra karaciğerin iflas etmesine neden oluyor.

6) Zihinsel aktiviteleri yavaşlattığı için öğrencilerin okul notlarını düşürüyor
Fast food tüketiminin zihinsel aktiviteleri yavaşlattığı bir diğer gerçek. ABD’deki Ohio Eyalet Üniversitesi’nde çocuklarda fast food tüketimi ile sınav notları arasında ilişki olup olmadığına dair bir araştırma yapıldı. 8 bin çocuk incelendi. Haftada 3 seferden fazla fast food yiyen çocukların notlarının diğerlerine göre belirgin şekilde düşük olduğu ortaya çıktı.
Ayrıca başka üniversitelerde de benzer araştırmalar yapıldı. Görüldü ki fast food tüketimi yükseldikçe notlar düşüyor ve daha da acayibi davranış problemleri artıyor. Araştırmacılara göre bunun nedeni fast food ile beslenenlerin omega 3 yağ asidini yeterince alamaması. Omega 3’ün sinir hücrelerindeki elektrik iletimi üzerinde önemli bir rolü olduğu biliniyor. Fast food ürünlerinde Omega 3 neredeyse hiç yok.

TOPAL EŞEK

Bir zenci pazarda topal bir eşek satıyormuş. Japonun biri eşeği incelemiş. Sağına soluna, ayağına, dişine bakmış ve basmış parayı eşeği satın almış.
Komşuları, “Yahu topal eşeğe bu kadar para verilir mi, amma dolandırıldın be!” diyerek üzerine varınca Japon: “Bakmayın eşeğin topal olduğuna, hayvanın ayağına çivi batmış, çiviyi çıkardım mı haftasına varmaz eşek düzelecek.” demiş.
Komşular durur mu, doğru zenciye gidip, “Ya ne yaptın sen, eşek topal diye ucuza kaptırdın, meğer eşeğin ayağında çivi varmış, eşek onun için topalmış.” deyince, zenci: “Ne diyorsunuz be! Hayvan zaten topal, o çiviyi ben çaktım!” der.
Komşular tekrar Japona gidip, “Kazığı sen yemişsin, eşek zaten topalmış satılırken anlaşılmasın diye ayağına çiviyi zenci çakmış.” deyince bir an düşünen Japon: “Vay zenci vay!.. Verdiğimiz para da sahte olmasa herif bizi dolandıracaktı.” der.

YEŞİL LİMON RENKLİ SEVDİĞİME

Ilık bir esintiydi yüzüme vuran …
Sonbaharın tüm renklerini içimde duyabiliyordum
Bir saat ustasıydım ama kepenk kapatmıştım çoktan
İçeride her gün zamana oyun oynar entrikalar düşünürdüm
Tabi indirince tüm kepenkleri bedenime, tüm oyunlarım yarım kaldı
Bir şehit eşinin dağına yazarken seninde nasibine bunlar kaldı
Efsunlu bahar çiçeğim!!üzgün bir kışta yakalamıştı gözlerim seni
Sonra mutluluk dedikleri şey bende yerini sarhoşluğa bırakıyordu
Bana kızma çiçeğim! ama senden önce mesleğine sevdalıydım
Tabi hemen sonra sana,gözlerine…
Yaşattığın mutlulukları ne kalbim nede ruhum bir yerden ısırıyordu
Bu sarhoşluk sabah seni işe gönderdiğimde yerini ılık ve narin bir hüzne bırakıyordu
Akşama kadar merakımı sana kilitleyip bekliyordm
Vee nihayet…zil çalıyor ve ben bu kez bir atletizmci oluyordum
Sana sarıldığmda kırılan kaburgalarından hep özür dilerdim bitanem
Senden önce tüm hayatım astsubay kıdemli başçavuştı
Ama senden sonra mareşalliğe yükselen hayatım buyuk bir sarhoşluk deryasına gotürüyordu beni
Sana sadece yeşil sevdam falan diyemem tüm renkleri koysamda sevgimin yanına renksiz kalırdı
Dünyadaki tüm kelimeleri alsam yerleştirsem sana seni anlatabilirlermiydi
Bu imkansizin otesinde bir şey bu hadsizliği yapamazlar
Günler haftaları onlarda ayları kovalarken kapı çaldı ama bu kez sen değildi
kapıda bir yığın asker ve birde ambulans boş boş bakındım
Onlarda dolu bakıyorlar ama ne dediklerni anlayamıyrm neyse üzücü bir şey diyeceklerde ne?
Kısa bir sessizlik ve sensizliğe itilmiş bedenim.. derken sendeledeğimi ama düşmediğimi hatrlıyorum sadee
Sonrasında bayılıp kalmışım oracıga gözümü açtğımdaysa
Bir kırmızılık beliriveriyor bakıyorum hemşireye benzer bir kadın başımda
İyimisin diyor evet diyip kandrmıyrm hayır noldu diyorum
Şeyy ….aslında …derken odaya bir uzman giriyor ve o da kem küm ettikten sonra e..e..eşiniz diyebiliyor anlatma uzman anladm yormayalm birbirimizi diyorum
Gidin ve acımı yaşama fırsatı verin dyorm boyle bir hafta geçiyor
Göğsüme sinen o gnkü acı hala tazeliğni koruyr geçen sdece zaman geriye kaln tek şey acıın
Sonra sana olan acıımı seviyorum. senden bana yadigar diye onu vitrin camekanında saklıyorum sana saygısızlık etmemek için acına bazen asker selamı veriyrm bugün pazartesi bitanecik sevgilim
Ve parampaça bedenini daha bugün bulmuşlar bu yüzden bir hafta uyutulmuşum ha uyansamda ne farkeder
Yine uykuda gibi kimseyle konuşmayıp yemiyormuşum öylece boşkuğa bakıp duruyormuşım
Tabi bunların hiçbirini hatrlamıyorum bir tür uyuşma halini kendini göstermş bedenimde son zamanlarda ise sakinleştiriciler bile yetmez olmuş neyse bugğn çıkıyorm nereye cenazeye kimin bilir misin sevgilim benimm..
O karamel kokun,beni namazlara öperek uyandırışın,ve ve en sonunda hastaneden çıkakn öğrendğm henz iki aylık bebeğimiz .. Evet ya ben onunla nsıl tutunacağm ama sana aitya bitanem acındn sonra bırktğn canlı kımıl kımıl bir emanetin heralde acımı bu melek yüzlü emantin hafifletr ve ..o hayatmda hiç bu kadar kaçmak istemedğm beklenen mekana geldik şeyy papatyam karamelim
burağım beni sana bindirsende götürsen ben bu acıyı kaldıramam gibi bir hafta sonra nasip olursa ağlayacağm
tamam kızma burda olsan senden sonra incinin varlğından utandığı o gözlerinle şeker gibi bakardn bende üzülemezdm de şimdi bana kim bakıcak? dağıtırda yine o hapishaneye gönderirlerse o zman ne yapacağm
Seni gerçeğindende gerçek hayallicem bana sarıldığını ağlama dediğini falan tamm şimdi biraz ağlayayım sonra dik durucam inşaallah tamam mı hadi izin ver tatlım
Sesisz inen ama içinde sayısız tane çığlık barındıran tüm yağmur denli yaşlar akıyor elinin gezdiği yerlere
Usulca gibi ama koşar gibide neyse geliyorsun al pamuklar içine sarıp gönderdi seni rabbim ben o rabbe kurban olurum yavaş yavaş getryrlar geldikçe bedenim dişlerim daha da kasılıyor sonra bacaklarm ve dilimi koparacağmı son anda farkediyorum bedenim o kadr soğukki buz yanında sıcak
Ha şey acının sarhoşluğu az gözlerini kapatp dinlenince şu aklıma geldi karlı bir günde geleni yine karlı bir günde uğırlamakda vardı nasiptte
Olsunn be bu acııyı yaşayacaksak barı bz yaşayalımda siz üzülmeyin burak bey yeterki..
Çoktan seni amatistin kadifeliğinde köşkün yatağına bırakmışlardır yaralarını hurilerde temizlemiştir biraz dinlen demiştir çok acımaz dimi canın söye ağrı kesici versnler ha şey orsı cennetse bir cennet merhemi bulup sürsünler
İyi baksana ben gelene kadar sana.gelince kötü bulırsam kızarım bak
Bu arada ağlamıcam dedim ama bayılmk üzereym ben sandğmdan çok daha fazla dağıttım
Sonra benim hayatım gibi ast.kıdemli başçavuş ikra geldi düşücekken senin gibi olmasada yavaşça kolumU kavradı
ve sren sesleri geliyorsun bana doğru koştum eskiden kapıya koştğum gibi durdurdum aracı bir asker selamı çaktm sevdiğime dünya ayağa kalktı geri çekildm sna yol verdm sonra arkandan yavaş geldm tekbirler kulağımı sağır edercesine. Şehitler ölmez vatan bölünmez diyorlarda neden yoksun şimdi yanımda karamelim
Çıkıp gelsende bir yerden şu dişlerim kırılmaktan dilim de koparılmaktan kurtulsa bedenmde kaskatı kesilmekten gelsen çıkıp şimdi sevdiğine sarılsan..namazını da kılıp götğrmeye başladık seni en öndeyim yanımda ikra astsubay ayakta duramıyorum şehitliğe bırakın burağımı dedim acıdan sarhoş bir halde koyduk toprağa yolladık ardıma kelamullahı dualar derken ıssız olan bir yerde bana gülümsediğini gördüm önce delirme dedm kendime ama haır hayır bu gerçek gibi koştum tskatm kesilene kadar herkes bana dikkat kesilmş ağaçların arasndan sıyrılıp nihayet sana ulaştm ve yine kaburgalarını kırarcasına sarıldm amaa yoksun boşluğa bırakır gibiydi kollarım kendini otrdum çimenlere ve bir çocuk gibi ağladm sözüm vardı sana hem sarıldıkta sayılır tamam söz verdiğim gibi biraz ağladm şimdi susuyorum yavaş yavaş gidiyorlar sevdiğim simdi yalnız kalacağız eskisi gibi hem herkes gidince belki bir daha gelirsin evet şimdi başbaşayz bende bitap düştüm ağlamaktan uyuyakalmışım sonra birisi beni silkelemeye başladı bir sıcaklık hissettim kolumda başta korktum gözümü bir açtım sen ..hemen sarıldım epey sohbet ettik sanırım doya doya baktm bir tür delilikti belki bu ama rabbim beni sensiz bırakmıyordu daha ne banane delirmekten falan seni uğurladm sonra evime doğr gittim. Korkmyaa başladm ya eve gelmezsen diye ama sen yşne namaazlara öperek uyandırıyorsun sıcak nefesini hissettim yüzümde acınla,seni düşünerek delirmeyerek …nihayet senin gibi tatlı gözleri aynı sen emanetn doğdu nur topu gibi adını karamel koymak istrdm ama saçmalamayım en iyisi ona bakıyorum acıma çok iyi geliyor bazen diyorumki buyuyunce camekana yerleştrdiğim acına odamı asker selamı verse sonra onu delirtmeyeyim diyip vazgeçiyorum artık iyiyim bugn yıldönümün birlikte sana geldik çocugun mezarn başına gelince gülmeye başladı deliliğimi onaada bulaştrdm her neyse işte biz iyiyiz (çalışıyoruz ) kızma bize yanına geleceğim günü sabırsızlıkla bekliyorum …