SÜPER LİGDE 5 HAFTANIN VE TÜRKİYE KUPASININ PROGRAMI AÇIKLANDI

Süper Lig’in 2019-20 sezonu daha önce belirlendiği gibi 12 Haziran’da başlayacak ve seyircisiz oynanacak. Maçlarda Almanya Bundesliga’da corona virüsü sonrasında yürürlüğe sokulan kural gibi takımlar 5 tane oyuncu değiştirebilecek ve fikstür deplasmanlı olacak. Türkiye Futbol Federasyonu,  Ziraat Türkiye Kupası’nda oynanacak yarı final rövanş maçlarının tarihleri de açıklandı. 16 Haziran Salı günü Fenerbahçe-Trabzonspor, 18 Haziran Perşembe günü ise Alanyaspor-Antalyaspor maçları oynanacak. Ligin açılışı olan 12 Haziran’da saat 21.45’te Göztepe-Trabzonspor ve Fenerbahçe-Kayserispor maçları oynanacak.
İşte program;

SÜPER LİG 12 HAZİRANDA BAŞLIYOR

Corona virüs nedeniyle liglere verilen ara sonrası 20 Mayıs’ta Riva’da toplanan Türkiye Futbol Federasyonu Yönetimi ile Kulüpler Birliliği, Süper Lig’in 12 Haziran’da tekrar başlaması için hemfikir olmuştu. TFF Başkanı Nihat Özdemir, Türkiye’nin mevcut şartlarını değişimini göz önünde bulundurarak, ligin başlama konusundaki kesin tarihi ise 28 Mayıs’ta yapacakları basın toplantısında kamuoyu ile paylaşacaklarını belirtmişti. Türkiye Futbol Federasyonu, bugün yaptığı son toplantıyla, Süper Lig’in 12 Haziran’da başlamasını kararlaştırdı. Federasyon, sözlü olarak talep edilen küme düşmeme önerisini kabul etmezken; 5 oyuncu değişikliğini de uygulanacağını açıkladı.

Son dakika haberi… Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Yönetim Kurulu, bugün gerçekleştirdiği toplantıda Süper Lig ile ilgili son kararını verdi. Süper Lig’in 2019-20 sezonunda kalan 8 hafta daha önce belirlendiği gibi 12 Haziran’da başlayacak. Süper Lig’de 7 takımın ‘küme düşme kaldırılsın’ başvurusu reddedildi.
Lig 12 Haziran’da başlayacak ve önümüzdeki ilk 5 haftanın fikstürü bugün açıklanacak. Ziraat Türkiye Kupası yarı final rövanş maçlarınını ise tarihleri açıklandı. 16 Haziran Salı günü Fenerbahçe-Trabzonspor, 18 Haziran Perşembe günü Aytemiz Alanyaspor – Fraport-TAV Antalyaspor maçları oynanacak.
Futbola Dönüş Öneri Protokolü’nü görmek için tıklayın…

Karar metninde yer alan 8 madde şu şekilde:

1 Federasyonumuz ve 18 Süper Lig Kulübünün sezonun geride kalan kısmının tamamlanmasına yönelik ortak mutabakat ve isteği ile, 12 Haziran’da maçların başlatılması kararı sonrasında tüm hazırlıklar tamamlanmıştır. Bugünkü toplantıda, alınacak önlemler ve gerekli talimat değişiklikleri ile ilgili çalışmalar bitmiş olup detaylı bilgiler kamuoyu ile en kısa sürede paylaşılacaktır.

2 TFF Yönetim Kurulu, Kulüpler Birliği Vakfı ile gerçekleştirilen toplantıda 7 kulübümüz tarafından sözlü olarak gündeme getirilen bu sezon küme düşmenin kaldırılmasına dair öneriyi değerlendirmiştir. FIFA ve UEFA’nın her zaman altını çizdiği gibi şampiyonun ve küme düşen takımların sportif sonuçlarla belirlenmesi uygun bulunmuş, sezonun ilan edilen mevcut statüde tamamlanması yönünde fikir birliğine varılmıştır.

3 Futbolcu sağlığını korumak amacıyla IFAB tarafından kabul edilen ve ülke federasyonların takdirine bırakılan 5 oyuncu değişikliği konusunda talimat düzenlemesi yapılarak sezonun geride kalan lig ve kupa maçlarında söz konusu uygulamaya geçilmesi kararı alınmıştır. Bu değişiklikler devre arası hariç olmak üzere oyunu kesintiye uğratmamak adına, müsabaka esnasında en fazla 3 defada yapılabilecektir. Böylece kulüplerimiz bir maçta daha fazla oyuncuyu kullanma şansına sahip olacaktır.

4 Kulüplerimizden gelen talep üzerine, Süper Lig takımlarının rezerv takım kurarak alt liglerde yarışması isteği doğrultusunda çalışmalara başlanmış, konuyla ilgili Futbol Komitesi oluşturulması kararlaştırılmıştır. 21 yaş altı oyuncuların değerlendirilmesini hedefleyen bu projeyle kulüplerimizin genç oyuncu yetiştirme çabaları da desteklenecektir.

5 Süper Lig’de önümüzdeki 5 haftalık müsabaka programı gün içerisinde kamuoyuna ilan edilecektir.

6 Ziraat Türkiye Kupası yarı final rövanş maçlarının tarihleri belirlenmiştir. Buna göre; 16 Haziran Salı günü Fenerbahçe-Trabzonspor, 18 Haziran Perşembe günü Aytemiz Alanyaspor – Fraport-TAV Antalyaspor maçları oynanacaktır.


7 Covid-19 salgını nedeniyle ara verilen Süper Lig, TFF 1. Lig ve Ziraat Türkiye Kupası müsabakalarının başlaması ve sağlıklı bir ortamda oynanmasına ilişkin talimat yarın kamuoyuna duyurulacaktır.

8 Kulüplerimizin kalan 8 haftadaki deplasman seyahatlerinde ekonomik kolaylık sağlanması konusunda ana sponsorumuz Türk Hava Yolları ile görüşme yapılmış ve olumlu geri dönüş alınmıştır. Bu konuda değerli destekleri için THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Sayın Mehmet İlker Aycı’ya teşekkürlerimizi sunarız.

TUVALET ADABI

Dinimizde temizliğin çok önemli bir yeri vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Temizlik imanın yarısıdır.” sözüyle bu hususa dikkat çekmiştir. (Müslim, Taharet 1)Taharet kelimesinin Yüce Kitabımızda değişik şekilleriyle 31 yerde geçmesi de İslam’ın temizliğe verdiği önem ve ehemmiyeti göstermesi adına oldukça önemlidir.
Diğer yandan temizlik, dinimizde imandan sonra en büyük hakikat olan namaz ibadetinin sıhhatiyle doğrudan alakalıdır. Çünkü namazın altı şartından ikisi (hadesten taharet ve necasetten taharet) temizliğin temin edilmesine yöneliktir. Buna göre bir Müslüman günde en az beş defa ibadet edebilmek için abdest uzuvlarını yıkamak zorunda olduğu gibi, elbiselerini, bedenini ve namaz kılacağı yeri de pisliklerden temiz tutmak mecburiyetindedir.
Bunun dışında, âyeti kerimelerde; cünüp olan kimselerin namaz kılabilmesi için yıkanmaları gerektiğinin bildirilmesi (Nisa, 4/43), aynı şekilde kadınların adet hallerinin bitiminde gusül abdesti almakla mükellef tutulmaları (Bakara, 2/222), elbiselerin temiz tutulmasının emredilmesi (Müddessir, 74/4), mescide giderken güzel elbiselerin giyilmesinin istenmesi (Araf, 7/31) gibi emirler yer alırken; hadisi şeriflerde de kişinin en geç haftada bir başını ve vücudunu yıkaması gerektiği ifadesi (Buhari, Cuma 12), misvak kullanmanın tavsiye edilmesi (İbn Mace, Taharet 7), kasıklardaki ve koltuk altlarındaki kıllarla tırnakları kesmenin, bıyıkları kısaltmanın ve sünnet olmanın fıtrattan olduğunun ifade edilmesi (Buhari, Libas 63), suların temiz tutulmasına yönelik tedbirlerin alınması (Buhari, Vudu 28), yemekten önce ve sonra elleri yıkamak gerektiğinin vurgulanması (Ebu Davud, Et’ime 12) hatta bunların yanında Peygamber Efendimizin evlerin etrafının temiz tutulmasını tavsiye etmesi (Tirmizi, Edep 41) gibi emir ve tavsiyeler İslam’ın temizliğe verdiği önemi ve bunu gerçekleştirmek için aldığı tedbirleri gösteren misallerdir.
İşte temizlik adına bir Müslüman’ın dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan birisi de tuvalet adabıdır. Evet, hayatın her kademesinde Müslümanların dünya ve ukba saadetini temine yönelik olarak İslam’ın getirdiği düzenlemelerden tuvalet temizliği de nasibini almıştır. Hayatı ta’lim için gönderilen Allah Resûlü, tuvalet ihtiyacıyla ilgili onlarca hadisi şerifinde ve uygulamalarında bu işin adab-ı erkanını göstermiştir ki, bunlara riayet etmek, temizliğin sağlanması ve neticesinde de Allah ve Resûlü’nün rızasını kazanma adına oldukça önemlidir.
Günümüzde def-i hacet için tuvaletler yapıldığını göz önünde bulunduran bazı kişiler aşağıya alacağımız tuvalet adabıyla ilgili bazı maddelere gerek olmadığını düşünebilirler. Ancak unutmamalıdır ki, İslam âlemşümuldur. Onun hükümleri bütün zamanlara ve bütün insanlığa hitap eder. Günümüzde hâlâ köylerde, kırlarda yaşayan birçok insan vardır. Diğer yandan herkes her zaman aynı imkânlara sahip olmayabilir. Bundan dolayı aşağıdaki bazı maddeler bu zaviyeden değerlendirilmelidir.
Abdest Bozulması Mekruh Olan Yerler
Def-i hacet için yer seçimi önemlidir. Hadis-i şeriflerde abdest bozulması yasaklanan yerler vardır. Mesela bir hadis-i şeriflerinde Allah Resûlü (s.a.s) “Sizden biriniz banyo yaptığı yere küçük abdestini bozmasın. Sonra orada abdest alır. Şüphesiz vesveselerin çoğu bundan kaynaklanır.” buyurarak banyo yapılan yere abdest bozulmasını yasaklamıştır. (Ebû Dâvud, Tahâre 15; Tirmizi, Tahâre 17)
Yine Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) “İki lânetten korkun!” buyurmuş, ashab-ı kiram: “İki lânet de nedir?” diye sorunca da “İnsanların yollarına abdest bozanla, gölgelerine abdest bozanlardır!” şeklinde cevap vermiştir. (Müslim, Tahâret 68; Ebû Dâvud, Tahâret 14)
Allah Resûlü (s.a.s) bir başka hadis-i şeriflerinde de abdest bozulması mekruh olan yerlere su yollarını ilave ederek şöyle buyurmuştur: “Lanete sebep olan üç yere abdest bozmaktan kaçının: Su yollarına, işlek yollara ve gölgeliklere.” (Ebû Dâvud, Tahâret 14)
Abdullah b. Sercis (r.a) da Allah Resûlü’nün (yer üzerindeki haşerat) deliklerine bevletmeyi yasakladığını ifade etmiştir. (Ebû Dâvud, Tahâret 16; Nesâî, Tahâret 30) Bu hadisi şerif aynı zamanda âlemlere rahmet olarak gönderilen Allah Resûlü’nün bu özelliğinden hayvanatın da istifade ettiğine bir misaldir. Burada, rahatsız edilen hayvanların zararlarının gelme ihtimaline karşı alınmış bir tedbir de vardır.
Son devir Hanefî fıkıhçılarından İbni Abidin, abdest bozulması mekruh olan yerleri şu şekilde sıralamıştır: “Esah kavle göre akar bile olsa suya büyük ve küçük abdest bozmak mekruhtur. Dere, kuyu, havuz veya kaynak kenarına yahut yemiş veren ağacın altına veya ekin içine, oturmak suretiyle istifade edilen ağaç gölgesine, mescid ve bayram namazgâhı yanına, kabristan içine, hayvanların arasına, insanların yoluna, rüzgâra karşı, fare, yılan veya karınca yuvasına ve delik içine abdest bozmak mekruhtur. Üzerinden bir kimsenin geçtiği veya oturduğu yere, yol kenarına, kâfile veya çadır yanına, yerin aşağısına durarak yamacına doğru abdestini bozmak da mekruhtur.” (İbni Abidin Tercümesi, Şamil Yayınları, 1982, c. 1, s. 589–590)
Ayrıca zemini sert olan yerlere de abdest bozulmamalıdır. Çünkü böyle yapıldığı taktirde üzerimize sıçrama ihtimali vardır. “Sizden biri, küçük abdest bozmak isteyince bevli için uygun bir yer arasın!” hadisi şerifinde de bu hususa dikkat çekilmektedir. (Ebû Dâvud, Tahâret 2)
Cabir b. Abdullah (r.a), “Hz. Muhammed (s.a.s) abdest bozmak istediği zaman, tenha bir yere giderdi.” demiştir. (Ebû Dâvud, Tahâre, 1). Dolaysıyla abdest bozmak isteyen kimsenin, bu ihtiyacını kimsenin görmeyeceği bir yerde gidermesi gerekir. Ebû Saîd (r.a) de Resûlüllah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın “İki kişi beraberce helâya gidip, avretleri açık kazayı hâcet ederken konuşmasınlar. Zira Allah Teâla Hazretleri, bu hale gadab eder.” dediğini rivayet etmiştir. (Ebû Dâvud, Tahâret 7)
Tuvalet Adabıyla İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1- Def-i hacet öncesinde eğer üzerimizde Kur’ân ayeti yazılı bir şey varsa veya Allah’ın (c.c) ya da Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) ismi yazılı yüzük kolye vs. varsa bunları çıkarıp uygun bir yere bırakmalıyız. Nitekim Peygamber Efendimiz’in (s.a.s), “Muhammed Resulullah” yazısı bulunan yüzüğünü çıkararak helâya girdiği rivayet edilmiştir. (eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, I, 73).
Eğer bunları bırakacağımız güvenli bir yer bulamazsak, bir naylona veya beze sararak cebimize koyabiliriz.
2- Tuvaletten önce besmele çekmek ve arkasından “Allahümme innî eûzu bike mine’lhubsi ve’lhabâis (Allahım, pislikten ve -cin ve şeytan gibi- kötü yaratıklardan sana sığınırım.)” duasını okumak Efendimizin sünnetleri arasındadır. (Bkz., Buhârî, Vudû 9; Müslim, Hayz 122; Ebu Dâvud, Taharet 3)
Helâdan çıktıktan sonra da “Gufrâneke (Affını taleb ediyorum.)” demek sünnettir. Çünkü Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) Resûlüllah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın helâdan çıktığı zaman böyle dediğini rivayet etmiştir. (Ebû Dâvud, Tahâret 17; Tirmizî, Tahâret 5) Ayrıca tuvaletten çıktıktan sonra “Elhamdülillahillezî ezhabe anni’l-ezâ ve âfânî (Ezâyı giderip âfiyet veren Allah’a hamdolsun)”  demek de merfu dualar arasındadır.
3- Hz. Enes (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.s) kazayı hacette bulunmak istediği zaman yere yaklaşıncaya kadar elbisesini kaldırmazdı.” (Ebû Dâvud, Tahâret 6; Tirmizî, Tahâret 10) Hadis-i şeriften de anlaşılacağı üzere, abdest bozmak isteyen kimsenin mümkün olduğunca avret yerlerini başkalarına göstermemeye dikkat etmesi gerekir.
Hatta kişi kapalı bir yerde bile bulunsa zaruret miktarı açılmalıdır. Zaten fıkıh kitaplarımızda da abdest bozma esnasında çıplak olarak bulunmanın mekruh olduğu ifade edilmiştir.
4- “Tuvalete girdiğiniz zaman, büyük veya küçük abdest bozarken önünüzü veya arkanızı kıbleye dönmeyiniz. Fakat doğu veya batıya dönünüz.” (Ebu Dâvud, Tahâre 14). Bu ve benzeri hadis-i şeriflerden hareket eden fakihler abdest bozan kimsenin önünü veya arkasını kıbleye dönmesinin mekruh olduğunu ifade etmişlerdir. Bu hükmün sadece kırlarda bulunan kimselere şamil olduğunu söyleyen fıkıhçılarımız bulunsa da Hanefi mezhebine göre bu hadisin hükmü genel olup her durumu kapsar. Aslında tuvaletler inşa edilirken bu hükmün göz önünde bulundurulması gerekir.
5- Özellikle günümüzde tuvaletlerin ev içinde olduğunu düşünecek olursak, temizliğin sağlanması adına tuvalete girmeden önce çorapların çıkarılması ve paçaların sıvanarak içeri girilmesi gerekir. Böylece çoraplarımıza ve paçalarımıza sıçrayacak pislikten korunmuş oluruz.
Diğer yandan kullandığımız tuvaleti temiz bırakma,  yani bizden sonra kullanacak kimselerin gözünü rahatsız edecek bir pislik bırakmama da Müslüman ahlakının gerektirdiği bir husustur.
6- İhtiyaç giderildikten sonra istinca denilen temizliğin yapılması gerekir. İstinca abdest bozduktan sonra su ve benzeri temiz bir şeyle taharetlenmeye denir. Duruma göre istinca vacip veya sünnet olur. Kemikle, hayvan tezeğiyle, yiyecek maddesiyle, kömürle istinca etmek mekruhtur ve hadis-i şeriflerde yasaklanmıştır. (Bkz., Müslim, Tahâre 59; Ebû Dâvud, Tahâre 20) Fıkıh kitaplarında özellikle kullanıldığı yerler düşünülerek kağıt ile de temizlenmenin mekruh olduğu yer almaktadır. Ancak günümüzde hususiyle bu iş için kâğıt havlular üretildiğini düşünecek olursak bu mekruhluğun kalktığını söyleyebiliriz. Hatta su ile istinca yaptıktan sonra peçete ile kurulanmak temizliğin daha güzel yapılması adına oldukça önemlidir.
Enes b. Malik’in (r.a.) rivayet ettiğine göre Resûlüllah (s.a.s); “O mescitte kendilerini maddî ve manevî kirlerden temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah kendisini temizleyenleri sever” (Tevbe, 9/108) ayetinin, tuvalet temizliklerinde su kullanan Kuba halkı hakkında indiğini ifade buyurmuştur. Bu ayeti kerimenin “Biz namaz için abdest alırız, cünüp olunca yıkanırız ve büyük abdestten sonra su ile temizleniriz.” diyen Ensar hakkında indiği de rivayet olunmuştur. (Bkz., İbn Mace, Tahâre 28, Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 6).
İdrarın birçok zararlı kimyevî madde ihtiva ettiğini ve yine büyük abdest pisliğinin bir gramında bile milyonlarca mikrop bulunduğunu göz önünde bulunduracak olursak, tuvalet sonrasında temizliğin düzgün yapılmasının ne derece ehemmiyetli olduğu görülecektir.
7- Hz. Aişe (r.ahâ), Resûlüllah’ın (s.a.s) sağ elini, su içme, yemek yeme gibi şeylerde kullandığını, sol elini ise istincada ve kirlenme hâsıl edecek olan diğer şeylerde kullandığını ifade etmiştir. (Ebû Dâvud, Tahâret 18) Fıkıh kitaplarında da tuvalette sağ eli kullanmanın tahrimen mekruh olduğu yer alır. Bu, büyük ve küçük abdest bozmada dikkat edilmesi gereken bir husustur. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.s) “Sizden biri helâya girdiği zaman zekerini sağ eliyle tutmasın.” buyurarak bizzat bizi bundan men etmiştir. (Buharî, Vudû’ 18; Ebû Dâvûd, Taharet 18)
8- Helâya sol ayakla girmek ve sağ ayakla çıkmak da tuvalet adabı adına dikkat edilmesi gereken hususlardandır.
9- Tuvalet esnasında elbiseye bir pislik bulaşmaması için azami gayret gösterilmelidir. Allah Resûlü (s.a.s) “Kabir azabının çoğu küçük abdesttendir.” (İbn Mace, Taharet 26) buyurarak elbiseye idrar sıçratmama hususunda bizi uyarmıştır. İbn Abbas da (r.a) Allah Resûlü’nün iki kabrin yanına uğradığını ve bunlardan birisinin koğuculuk yapmaktan diğerinin de idrardan sakınmamaktan dolayı kabir azabı gördüğünü söylediğini rivayet etmiştir. (Müslim, Tahâre 34).
10- Yukarıdaki maddeyle ilgili olarak dikkat edilmesi gereken bir husus da küçük abdesti oturarak bozmaktır. Çünkü ayakta yapıldığında elbiseye idrar sıçrama ihtimali yüksektir. Nitekim Hz. Aişe Validemiz, “Size kim Resulullah (s.a.s)’ın küçük abdestini ayakta bozduğunu söylerse, onu tasdik etmeyiniz. O, küçük abdestini oturarak yapıyordu.” (Tirmizî, Tahâre 8; Nesaî, Tahâre 24) buyurarak bu konuda yapılması gerekene işaret etmiştir.
11- Tuvalette dikkat edilmesi gereken edeplerden birisi de orada bulunulduğu sürece dinî, uhrevî ve mukaddes şeylerin düşünülmemesidir. Diğer yandan verilen selamı almama, müezzine icabet etmeme, aksırdığında sadece kalbinden Allah’a hamdetme ve hele başkalarıyla konuşmama da adap arasındadır.
12- Avretine ve ondan çıkan pisliğe bakmamak, tuvalete tükürüp aksırmamak, fazla bakınmayarak başını öne eğmek, sol ayağın üzerine yaslanmak, tuvalette başı örtülü bulunmak, helâda fazla kalmamak ve hemen işini bitirip kalkmaya bakmak da tuvalet adabındandır.
13- Erkeklerin tuvalet sonrasında abdest almak istediklerinde istibra yapmaları vaciptir. Kadınlar için buna gerek yoktur. Onlar biraz bekledikten sonra abdest alabilirler. İstibra, küçük abdest sonrasında akıntı ve sızıntının kesilmesini beklemektir. Bu yapılmadığında abdestten sonra akıntı gelme ihtimali yüksektir ki, bununla abdest bozulmuş olur.
İstibranın nasıl yapılacağı hususunda kesin bir ölçü yoktur. Çünkü bu akıntının kesilme süresi kişiden kişiye değişir. Herkes kendi durumunu göz önüne alarak bunu yapmalıdır. Yürümek, hareket etmek, öksürmek, yatmak, bir süre beklemek, ayakları hareket ettirmek vs. istibra adına yapılabilecek hareketlerdendir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da, istibra sonrası gelecek olan akıntıdan sakınmaktır. Bunun için, istinca istibradan sonra yapılabilir veya kâğıt havlu pamuk vs. kullanılarak idrarın elbiseye bulaşması önlenebilir. En azından Hanefilere göre avuç içini bulan necasetin namazı bozduğu, bunun daha azının da tenzihen mekruh olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Kaynaklar:
1- İbni Abidin, Reddü’l-Muhtar
2- Fetevay-ı Hindiye
3- Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslam
4- İbrahim Canan, Fıkıh Ansiklopedisi (Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)
5- Prof. Dr. Davut Aydüz, “Kur’ân ve Hadislerde Temizlik”

ŞİFALI BİTKİLER

Zencefil

Şifalı bitkiler listesi denilince ilk akla gelen bitkilerin başında olan zencefil, Güney-Asya kökenli, hoş kokulu ve lezzet verici bir bitkidir. Antioksidan bileşenler, vitamin, mineral ve aromatik uçucu yağlar içeren zencefil, iştah açıcı, metabolizmayı hızlandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri nedeniyle en çok kullanılan şifalı bitkiler arasındadır.

Ayrıca mide bulantısı, ishal, kabızlık, şişkinlik, gaz, karın ve mide ağrısı gibi sindirim sistemi bozukluklarına karşı da faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek grip, nezle gibi soğuk algınlıklarına karşı vücudu korur. Kanser hücresi oluşumunu önler ve oluşan hücrelerin çoğalmasını engeller.

Kan şekerini düşürücü etkisi ve eklem hastalıklarından doğan kas ağrılarına karşı olumlu etkileriyle de adından söz ettiren zencefil baharat olarak yemeklerde kullanılabildiği gibi çay şeklinde de tüketilebilir.


Zerdeçal

Hindistan safranı olarak da bilinen zerdeçal, bilinen eski şifalı bitkilerden biridir. C ve B6 vitamininin yanı sıra manganez, demir ve potasyum gibi mineraller ile antioksidan bileşenler içeren zencefil, besin değeri açısından oldukça zengindir.
Yemeklerde baharat olarak ve çay şeklinde tüketilebilen bitki gıda endüstrisinde lezzet verici olarak kullanılmasının yanı sıra cilt sağlığına olan etkileri nedeniyle de bakım ve kozmetik ürünlerinde de kullanılır.
Zencefilin aktif bileşeni olan curcumin maddesi kanser hücresi oluşumunu engeller ve oluşan hücrelerin çoğalmasını önler. Mide ekşimesi, mide ağrısı, Chrohn Hastalığı, kabızlık gibi sindirim sistemi bozukluklarına ek olarak safra kesesi hastalıkları ve kolesterol yüksekliğine karşı faydalıdır. Kalp hastalıkları riskini azaltıcı etkisiyle ön plana çıkan zerdeçal, antioksidan özelliği sayesinde iltihabi rahatsızlıkların önlenmesinde ve tedavisinde etkilidir. Depresyon, demans, kronik yorgunluk ve Alzheimer gibi hastalıkların gelişimini önler. Ayrıca yara ve yanık gibi enfeksiyonların iyileşme sürecini kısaltır.

Çörek Otu
Tüm dünyada kullanılan şifalı bitkilerden biri olan çörek otunun siyah tanecikli tohumları genellikle hamur işlerinde baharat olarak kullanılır. Ayrıca çörek otunun tohumları kullanılarak hazırlanan yağı da içilebilir ya da harici olarak cilde uygulanabilir.
Timokinon, timol ve timohidrokinon gibi sağlığa faydalı kimyasal bileşenler içeren çörek otu, eterli yağlar açısından zengindir. Bunlara ek olarak selenyum, çinko, magnezyum, kalsiyum, demir mineralleri ve niyasin, folik asit, B6, B2 ve B1 vitaminleri içerir.
Antioksidan içeriği yüksek olan çörek otu, bazı kanser hastalıklarının, karaciğer ve böbrek hastalıklarının, romatizmal hastalıkların, hipertansiyon ve şeker hastalığının tedavisinde oldukça etkilidir. İlaç üretiminde de kullanılan bitki, alerjik rinit tedavisini destekler. Burun kanallarının şişmesi, hapşırma, burun akması ve burun tıkanıklığı gibi alerji semptomlarını hafifletir. Astım, bronşit, epilepsi ve Alzheimer hastalığının tedavisini destekleyici rol oynar.

Hünnap

Ünnap, innabi ya da çiğde olarak da bilinen hünnap, üzerinde kahverengi kızıl tonlarında incecik bir kabuğu bulunan ve zeytine benzeyen oldukça faydalı bir bitkidir. Çiğ olarak tüketilebildiği gibi kurutularak ya da reçeli yapılarak da tüketilebilir.
Düşük kalorili bir meyve olan hünnap kilo vermeye yardımcı olur. Yüksek oranda C ve A vitamini içeren hünnap bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı vücudu korur. İçeriğinde yer alan B3 vitamini sayesinde kan dolaşımının düzenleyen meyve, sinir sistemi fonksiyonlarının da sağlıklı bir şekilde çalışmasını destekler.
Güçlü bir antioksidandır ve bu özelliği sayesinde karaciğer hastalıklarının tedavisinde önemli rol oynar. Ayrıca cilt sağlığının korunmasında, sindirim sisteminin düzenli çalışmasını da destekler. Kalsiyum ve magnezyum içeren hünnap kemik ve kas gelişimi için önemlidir. Yüksek oranda potasyum içeren hünnap kalp ve damar sağlığının korunmasını sağlayarak kalp krizi riskinin önlenmesine yardımcı olur.

Kudret Narı

Afrika, Asya, Güney Amerika, Karayip Adaları ve Amazonlarda yetişen tropikal bir bitki olan kudret narı ülkemizde Akdeniz ve Marmara Bölgesi’nde yetiştirilir. Pütürlü ve yeşil bir dış yüzeye sahip olan kudret narı kesildiğinde inden kırmızı renkli çekirdekleri çıkar.
Çekirdekleri çıkarılarak taze ve olgun hali ezilip bal ile karıştırılarak tüketilebilir. Zeytinyağı içerisine koyulan kudret narı ağzı kapatılarak cam bir kavanozda güneş görmeyecek biçimde 6 ay bekletilir. Bekletilen kudret narı, özellikle sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı bal ile birlikte tüketilir. Aynı zamanda harici olarak da yara, kesik ve yanıklara da sürülebilen karışım, tedavi süresini kısaltır.
Özellikle kadınlarda rahim ve vajina yaralarının iyileşmesinde önemli rol oynayan kudret narı karışımı, egzama ve sedef hastalığı gibi cilt hastalıklarının tedavisinde de oldukça etkilidir. Antioksidan içeri ile bağışık sisteminin güçlenmesini sağlayan besin antibiyotik etkisiyle dikkat çekicidir. Kanser hücresi oluşumunu önler ve gastrit, ülser gibi mide problemlerinin oluşmasını engeller.

Rezene

Kökene çok eski çağlara dayanan şifalı bir bitki olan rezene, kurutularak yemeklerde baharat olarak ya da çay şeklinde tüketilebilir. Yüksek oranda fosfor, magnezyum, potasyum, kalsiyum ve sodyum mineralleri içeren bitki, A ve C vitamini açısından da zengindir.
Flavon bileşenler ve uçucu yağlar açısından da zengin bir bitki olan rezene kozmetik ve ilaç sanayinde kullanılır. Kabızlık, gaz, şişkinlik gibi sindirim sistemi bozukluklarının ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde önemli rol oynayan rezene, aynı zamanda tansiyonun düzenlenmesinde de oldukça etkilidir.
Emziren annelerde süt arttırmak için de önerilen bitki, yüksek potasyum içeriği sayesinde kan dolaşımını da düzenler. İdrar söktürücü özelliği ile vücuttaki fazla suyun atılmasına yardımcı olan rezene, toksinler de vücuttan uzaklaştırır. İçeriğindeki A vitamini görme sorunu yaşayanlar için oldukça faydalıdır. Düzenli olarak tüketilen rezene, çinko, selenyum ve kalsiyum içeriği sayesinde cildin daha canlı ve pürüzsüz görünmesini sağlar.

Tarçın

Kullanımı eski Mısır’a kadar dayanan ve sağlığa faydaları nedeniyle şifalı bir bitki olarak kullanılan tarçın, kendine has aroması ve lezzetiyle en çok beğenilen bitkilerden biridir. Çay şeklinde demlenerek tüketilebildiği gibi yemeklere ve tatlılara eklenerek lezzet verici olarak kullanılabilir.
Güçlü bir polifenol içeriğine sahip olan tarçın, demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, manganez mineralleri ve K, C, A, E ve B6 vitaminleri açısından zengin bir kaynaktır. Antioksidan özelliği sayesinde vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.
Mantar enfeksiyonlarına karşı etkilidir ve kanser hücresi oluşumunu engeller. Metabolizma hızını arttır ve kilo vermeye yardımcı olur. Toksin maddelerin ve vücuttaki aşırı suyun dışarı atılmasını sağlar. Ayrıca kemik gelişiminde etkili rol oyar ve kalp damar hastalıklarına karşı vücudu korur. Adet sancılarının önlenmesinde etkilidir ve sinir sistemi fonksiyonlarının düzenlenmesini sağlar.

KAHVALTININ ÖNEMİ

1- Kahvaltıda şekerli yiyecekler tüketmek gün içinde beynin daha iyi çalışmasını sağlar.
Yanlış: Kahvaltıda şekerli yiyecekleri fazla tüketmek günün geri kalanında devam edecek bir kısırdöngü başlatır. Kahvaltı şekerli yiyeceklerden oluşursa kandaki glikozda hızlı bir yükselme olur. Bir saat gibi kısa süreden sonra kan şeker seviyesi düşer, enerji seviyesi aşağı çekilir ve açlık açığa çıkar. Bundan sonra da vücut hızlı bir doyum ve gereken şeker seviyesini yerine getirmek için başka şekerli atıştırmalıklara ihtiyaç duyar.
2- Kahvaltıyı atlamak davranışsal ve duygusal problemlere neden olur.
Doğru: Kahvaltı atlandığında, gün içinde açlık ve enerji seviyelerinde hissedilecek düşüşler olur. Böylece sağlıklı düşünmek ve duyguları kontrol etmek zorlaşır. Kahvaltıyı atlamak özellikle çocuklarda konsantrasyon, özgüven ve sosyal etkileşim eksikliğine, hiperaktiviteye ve sinirlilik gibi durumlara neden olur.
3- Sağlıklı bir kahvaltı iki ya da dört farklı besin grubunu içermelidir.
Yanlış: Sağlıklı bir kahvaltı en az üç ve daha fazla besin grubundan oluşmalıdır. Bu besin grupları tahıllar, sebze, meyve, süt ürünleri, et ve alternatifleri olabilir. Böylece gün içinde gerekli olan enerji seviyesi de sağlanmış olur.
4- Kahvaltıda fazla yemek sağlık açısından doğrudur.
Yanlış: Kahvaltıda önemli olan çeşitliliktir. Sadece dört adet kızarmış ekmekten ya da üç elmadan oluşan bir kahvaltının sağlıklı olmasını beklemek yanlış olur. Çok değil ama farklı çeşitlerden oluşan bir kahvaltı yapmak güne doğru başlamak için ihtiyacınız olan enerji ve besinleri sağlamaya yardımcıdır.
5- Her sabah kahvaltı yapmak kilo vermenizi garanti eder.
Yanlış: Güne sağlıklı bir yiyecekle başlamak yeme isteğini kontrol etmenizi sağlar. Fakat bu sadece sağlıklı zayıflama denkleminin küçük bir parçasıdır. Kilo vermede başarılı olmak için en önemli nokta, yiyecekleriniz konusunda akıllı seçimler yapmak ve porsiyon kontrolünü sağlamaktır.
6- Kahvaltıda yumurta yemek kesinlikle sağlıksızdır.
Yanlış: Bazı kişiler, yumurtanın çok fazla kolesterol içerdiğini ve bu nedenle kalp hastalığı riski yarattığını savunur. Fakat yapılan son bilimsel araştırmalara göre beslenmenizdeki yiyeceklerin içeriğinde bulunan kolesterol kandaki kolesterolü yükseltmez. Yumurta yemek iyi huylu kolesterolü yükseltir ve bunun da kalp hastalıkları riskini yükseltmekle hiçbir ilgisi yoktur. Özetle, yumurta sağlıklı bir yiyecektir; birçok besin öğesi, spesifik antioksidanlar içerir ve göz sağlığınızı korur. Fakat fazla tüketilen her şeyin zararlı olabileceğini unutmadan, kahvaltılarda en fazla iki adet yumurta tüketmek doğru olandır.
7- Eğer öğün atlarsam kilo verebilirim.
Yanlış: Öğün atladığınızda kan şekerinizin dengesi bu durumdan olumsuz anlamda etkileneceğinden bu, çok yanlış bir inanıştır. Öğün atlamayı alışkanlık haline getirdiğinizde ise hem bir sonraki öğünde daha fazla besin tüketirsiniz hem de uzun süre herhangi bir besin tüketmeyen vücut sinyaller yollayıp kendini korumaya alır ve yediklerinizi depolama eğilimi gösterir. Ayrıca çok akıllı bir mekanizma olan metabolizma öğün atlandığında koruma içgüdüsüyle yavaşlar ve kalori yakmamaya başlar. Bu durumun devamında kan şekeri dengesizlikleri ileri boyutlara taşınabilir. Fakat vücudu bir makine gibi düşünürsek, sürekli çalışır durumda tutmak için uygun miktarlarda, sık sık besin alımını sağlamak büyük önem taşır.
8- Zayıflamak için kahvaltıda ekmeği kesmem şart.
Yanlış: Genellikle ekmek alınan tüm kiloların sorumlusu ilan edilir. Zayıflamaya karar verenlerse işe önce ekmek yemeği kesmekle başlar. Halbuki yapılacak doğru hareket ekmeğin türünü değiştirmek ve ekmeğe dayalı beslenmeden vazgeçmektir. Beyaz ekmeğin nişasta oranı tam tahıllı ekmeklere göre daha yüksektir. Yani doyuruculuğu daha azdır ve kan şekerinin hızla yükselip düşmesine sebep olur. Beyaz ekmek yerine posa ve mineral bakımından daha zengin olan tam tahıllı, kepekli, çavdarlı ve yulaflı ekmek türlerini tercih edebilirsiniz.
Sağlıklı öneriler
İşte güne doğru başlamanız için uygulamanız gereken sağlıklı kahvaltı tavsiyeleri:
1- Tahılsız olmaz: Yüksek lifli kahvaltı gevreğinin üzerine biraz müsli, orta boy ve kabuklu bir elma, az yağlı süt ya da yağsız yoğurt ekleyin. Bu kombinasyon, lif, protein, kalsiyum ve potasyum alımını sağlar. Bir başka kahvaltı alternatifi olarak sıcak tahıl tüketebilirsiniz. Örneğin, dört yemek kaşığı yulaf, bir su bardağı süt ve bir orta boy rendelenmiş elmayı pişirin. Ilık hale gelince de üzerine kırmızı meyve ve bir çay kaşığı tarçın serpin. Bu bol lifli kahvaltı güne mükemmel bir başlangıç yapmanızı sağlayacak. Tam tahıllı ekmek, yağsız peynir, domates veya kırmızıbiberle yapılan tost da son derece sağlıklı ve doyurucu bir kahvaltıdır.
2- Orman meyveleriyle daha sağlıklı bir başlangıç yapın: Sağlıklı kahvaltı için bir diğer alternatif ise içine orman meyveleri (ahududu, böğürtlen, yaban mersini, dağ çileği) konmuş yoğurdun üzerine bir kaşık pekmez ve kavrulmuş badem dilimleri koymaktır. Bu alternatif, protein ve sağlıklı karbonhidrat açısından da zengindir ve tok hissetmenize yardımcı olur.
3- Beslenmenize yön verin: Yarım yağlı yoğurt, orman meyveleri ve pekmezle yapılan içecekler bir diğer akıllıca seçimdir. Bu besin, protein ve süt ürünleri açısından oldukça yüksektir ve eğer aceleniz varsa bir kaba koyup yanınızda götürebilirsiniz.
4- Yumurtayı sakın es geçmeyin:Bazıları için omlet bir kahvaltının vazgeçilmezidir. Bir bütün yumurta ve bir yumurta beyazından yapılmış omletlerinizi tam tahıllı kızarmış ekmek, hafifçe sürülmüş tereyağı ve biraz meyveyle süsleyerek protein açısından yüksek, mükemmel bir kombinasyon hazırlayabilirsiniz.
5- Lavaşa yer açın: Kahvaltınıza kepekli lavaşla tat katabilirsiniz. Bir diğer maddedeki yumurta tarifini de kullanarak kendinize düşük karbonhidratlı, ekstra lif için tam tahıllı bir dürüm hazırlayabilir ve bunu biraz domates püresi veya kırmızıbiber, düşük yağlı ekşi krema ve bir parça peynirle süsleyebilirsiniz.
6- Lor peynirini unutmayın: Biraz meyve ve kuruyemişle birlikte lor peyniri, proteinle kalsiyum açısından zengin ve sağlıklı bir kahvaltı seçeneği olabilir. Ekstra lif sağlayan lor peyniri markalarını süpermarketlerde bulabilirsiniz ya da süte limon sıkıp ısıtarak kendiniz yapabilirsiniz.
7- Hindi füme ve fazlası: Bir bütün yumurta ve bir yumurta beyazıyla çırpılmış omlete eklenen iki dilim hindi füme sağlıklı bir kahvaltı olabilir. Üzerine yarım greyfurt ekleyebilir ve bu protein, lif ve C vitamini dolu yiyeceğin tadını çıkarabilirsiniz.
8- Sabah saati sebzelerini tükettmekten vazgeçmeyin: İçine biraz yumurta ekleyerek kahvaltıda sebze yemenin tadını çıkarabilirsiniz. Bir buçuk su bardağı dilimlenmiş mantar veya bir fincan hafifçe buharda pişmiş sebzeyle iki adet çırpılmış yumurtaya biraz tuz ve taze çekilmiş karabiber de ekleyerek tavada yarım çay kaşığı margarinle pişirebilirsiniz. Damak tadınıza göre içine bir parça domates püresi de ekleyebilirsiniz.

TELEFONUMUZU ŞARJ EDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ

Yeni bir android telefon aldığınızda, telefonunuzun pilinin daha uzun ömürlü olması ve biraz da olsa daha yavaş tükenmesi için dikkat etmeniz gereken birkaç nokta var. Eğer yeni bir telefon aldıysanız ve telefonunuzu ilk kez şarj edecekseniz bu yazımızı okuyun.
Pil Alıştırma:
1)
Yeni bir telefon aldığınızda büyük ihtimal ile telefonunuz bir miktar dolu şarj ile ilk olarak açılır. Yani yeni aldığınız telefonunuzu ilk açtığınızda yaklaşık %30-%70 arası bir şarj miktarı bulunur. İlk olarak telefonunuzu kesinlikle şarja takmayın. Var olan bu şarj miktarını, telefonunuzu normal şekilde kullanarak %5-%10 arası bir seviyeye kadar düşürün.
2)
Telefonunuzun şarjı ilk kullanımdan sonra %5-%10 arasına indiğinde telefonunuzu kapatın. Telefonunuzu ilk gece kapalı olarak şarja takın ve yaklaşık 6-8 saat civarı şarjda bırakın. (Telefonun şarjı tamamen dolsa bile bu süreyi doldurduktan sonra şarjdan çıkarın) Kesinlikle yeni telefon olsa da, eski telefon olsa da şarjın tamamen biterek telefonun kendisinin kapanmasına izin vermeyin. Yani telefonun şarjı %5 civarına düştüğünde telefon kendini kapatmadan önce siz telefonu kapatın. İlk şarjda telefonunuz şarj olurken telefonu açmayın veya telefonu şarjdan çıkarıp tekrar takmayın.
3)
İlk 8 saat şarjdan sonra telefonunuzu şarjdan çıkarın ve açın. Yine normal bir şekilde telefonunuzu kullanarak şarjını tekrar %5’e kadar düşürün ve tekrar telefonunuzu kapalı olarak şarja takın ve ilk şarjda olduğu gibi yine yaklaşık 8 saat şarj edin. Bu şekilde ilk şarjı ve ikinci şarjı aynı şekilde tamamlamış oldunuz. Bunu dilerseniz toplamda ilk şarjlar için 3-4 kere tekrar edebilirsiniz.
4)
Batarya kullanımını tamamen %5’e kadar düşürdükten sonra telefon kapalı olarak yaklaşık 8’er saat tam şarj ederek pilini doldurdunuz ve bu işlemi 3-4 kere tekrarladınız. Artık telefonunuzu dilediğiniz zaman şarja takıp çıkartabilirsiniz, bundan sonra şarj ve telefon kullanımında zaman olarak özgürsünüz. Fakat ikinci adımda da söylediğimiz gibi hiçbir zaman telefonun şarjını sonuna kadar kullanıp telefonun kendisini kapatmasına izin vermeyin. Bu telefonun piline zarar verecek ve telefonun tekrar açılmasında sorunlar çıkartabilecektir.
Genel notlar:
*
Telefonunuzu yeni aldığınızda batarya kullanımının normal seviyelerde sürmesi için mümkün olduğu kadar telefonunuzu zorlamayın. Yani yüksek performans isteyen oyunları ilk bir hafta yüklemeyin ve oynamayın. Çünkü bu tarz tam performans kullanan pyunlar ve uygulamalar çok hızlı pil tüketirler. Bu da yeni bir telefon ve dolayısıyla yeni bir pil için alıştırma aşamalarını bozacaktır.
*
Özellikle yaz aylarında telefonunuzu direkt olarak güneş altında bırakmayın. Bu telefonunuzun ve pilinizin ısınmasına yol açar, pil verimini ve telefon işlevlerini bozabilir.
*
Telefonun ve pilin ıslanmasına izin vermeyin. Herhangi bir sıvıyla temas durumunda hızlı bir şekilde telefonunuzun pilini çıkartın ve birkaç saat kurumasını bekleyin. Aksi takdirde kısa devre sonucu pilinizin verimi oldukça düşebilir, hatta telefonun iç donanımı bozulabilir.
*
Her zaman telefonunuzu, özellikle yeni aldığınız telefonunuzu orijinal şarj aletiyle şarj edin. Yan sanayi ürünü veya diğer cihazların şarj aletlerinin akım ve voltajları orijinal şarj aleti ile aynı olmayabilir. Cihazınızı orijinal şarj aleti dışında başka şarj aletleri ile şarj etmeniz pil verimini kısa ve uzun süreçte oldukça kötü yönde etkileyecektir.
*
Yeni telefonunuzda ve genel olarak telefonunuzu şarja takılıyken kullanmamaya çalışın. Eğer kullanmanız gerekirse de basit işlemler için kullanın. Örneğin yüksek performans gerektiren oyunlar ve uygulamaları telefonunuz şarjdayken açmayın. Bu durum da özellikle yeni telefonlarda pil verimini uzun vadede oldukça kötü yönde etkileyecektir.
Yeni aldığınız telefonlar için veya kullanmakta olduğunuz eski telefonunuz için şarj etme ve şarj kullanma konusunda her türlü probleminizi ve sorunuzu aşağıdaki yorum bölümünde paylaşabilirsiniz.

YAŞAMAK

Beton denli kalsın duygularım. Mandalla dünyanın halatlarına tutturun.Sade duyguları, içli sevdaları,masum bakışları verin bana. Üzerimdeki halatları çözün, rüyay-ı hayalerime kavuşturn beni AŞK sarhoşluğunda.Yaşamdan uçurumsuz hayat borcumu verin, sahte emeller arasında boğmayın beni tutsak aynalar… benim esaretime gülmeyin alaycı başarılar,nefretinizi AŞKınızla beraber sürüklemeyin yabancılar .Çığlıklar koparmayın yürek sahillerimden,kumsallarımda gezmeyin kargalar,bulutlarıma dokunmayın. Bir ressam narinliğinde çizdiklerim onlar benim.Ruhumu altüst etmeyin kum çizikleri,oyunculuğa başlamayın saf çocuklar. Yaşamayı büyük dediğiniz aklı küçük basma kalıp görünümlülerden öğrenmeyin şenlik patronlarım.Minnak minnak yürüsede umutlarınızı büyütün içlerinizde.Haritalardan öğrenmeyin vatan dediğiniz aşkı.Baskı yapmayın şen patronlarınız olursa ileride. Özgürlüğü fısıldayın kulaklarına ardına itmeyecekler, güveniniz sağlam dursun.Kaya gibi olan zamanlarını parçalamayın, güneşin yalnız ve üşüyen sol yanında büyütün onları. Hayatı ıskalamayın kurşunun size dönmesiyle ödersiniz bedelini.Tekrar tekrar izleyeceğiniz bir hayat filmi yok ekranınızda. Stadyumda maç izlemek gibi sizin filminiz,hem izleyici değil bu sefer başroldesinz ha rol demişken devri ahirin karkas hastalığı bu. Öyleki tenlerinde bile derin çizikler bırakıyor.Anneden babaya oradan masum kelebeklerime ve tüm dünyaya… satışı rekorlar kırıyor piyasada.Coşkulu tehdit yazıp senarist dedikleri beyinsiz zavallılar ekranlara sürüyor,sonra ışık hızıyla yayılıyor muhammet ümmetinde ..:(((paspas gibi ayaklar altında çiğnenen kör ressamlık,topal imamlık,dilsiz adalet,görme engelli edep,bakterili hareketler,kokusuz çiçekler,ruhsuz betonlar,sessiz çığlıklar,fıtratının aksi istikametine yolculuk çizen ahlak abideleri… gerçek yüzlerinizi uyuşukluğun kuytusuna yollayalı epey vakit oldu. Geç kalmış bir hoşçakal sesi mi bırktınız ardınızda?? Elveda! duygu yüklü kaptanlar, deniz fenerleri aydınlatsın huzur kokan hanelerinizi….

ALDATMAK VE ALDATILMAK

6. BÖLÜM

Ali ve Nisa’nın ailelerinin tanışmasından dolayı Ali artık Mehtab’ı da düşünmekten kurtulmuştu. Ama Mehtap Ali’den vazgeçmiyordu. O sabah Ali’nin okuluna geldi ve okul çıkışında Ali’yi beklemeye başladı. Nisa ile el ele okuldan çıkan Ali’yi gören Mehtap onları takip etmeye başladı. Çay içmek için bir cafeye oturan Ali ve Nisa yaklaşık bir saat oturduktan sonra evlerine gitmek üzere kalktılar. Ali Nisa’dan ayrılır ayrılmaz Mehtap Ali’nin yanına gelir. Mehtab’ı gören Ali çok şaşırır ve neden geldiğini sorar. Dün gece gelmeyince merak ettiğini söyleyen Mehtap, Ali’yi yarın akşam buluşma teklifinde bulunur ve ordan ayrılır. Gece uyumak için yatağa girdiğinde hem Nisa ve kendi ailesinin tanışmasının hem de Mehtab’ın buluşma teklfini düşünen Ali uyumak için zorlansa da birkaç saatin ardından uykuya dalar. Sabah olduğunda okula giden Ali Nisa’yı eve bıraktıktan sonra Mehtab’a ondan ayrılmak için telefon eder ve evine çağırır. Ama seksi ve çok güzel bir kadın olan Mehtap Ali’yi ne yapar eder baştan çıkarır. Ateşli bir şekilde sevişmeye başlayan ikili iyice zevke gelerek ilişkiye girmek isterler. Dakikalar içinde birbirlerini soyundururlar ve Alı Mehtab’ı kucağında hoplatmaya başlar ve artık ikisi de zevkin doruklarına çıkmıştır. Tam o esnada hiç beklenmedik bir anda Nisa eve gelir. Akşam giymek istediği elbiseyi Ali’ye göstererek sürpriz yapmak için gelen Nisa gördüğü manzara karşısında şok olur. O anda Mehtab’ı kucağından atan Ali hızlıca üzerini giyer ve Nisa’nın peşinden koşar. Ayaklarına kapanan özür üstüne özür dileyen Ali ne yaparsa yapsın Nisa’yı kendisini affetmesi için ikna edemez. O akşam tüm gördüklerini ailesine anlatır. Bu duruma çok sinirlenen Nisa’nın babası Ali’nin babasını arar. Duyduklarına inanamayan ve herşeyi yeni öğrenen Ali’nin babası orada kalp krizi geçirerek vefat eder. Hem Nisa’yı hem de babasını kaybeden Ali tüm bu olanlara dayanamaz ve babasının çalışma odasındaki tabancasını alır ve intihar eder…

Bir hikâyenin daha sonuna geldik yeni hikayelerde görüşmek üzere…

ALDATMAK VE ALDATILMAK

5. BÖLÜM

O gece sabaha kadar dans edip eğlenen ikili güneşin doğmasıyla vedalaşır. Sabah okula gitmeden ailesine Nisa’dan bahseden Ali en kısa sürede Nisa’nın ailesi ile kendi ailesinin tanışacağını anne ve babasına söyledikten sonra okulun yolunu tutar. Ne kadar da Nisa’ya âşık olsa aklından Mehtab’ı çıkaramayan Ali’nin kafası çok karışıktır. Sabaha kadar uyumayan Ali derslerde uyuyakalmaktadır. Nisa bu duruma çok şaşırsa da Ali’ye bir şey söylemez. Akşam olduğunda okuldan çıkmadan Ali Nisa’ya evdekilere ondan bahsettiğini ve yakında ailecek bir tanışma olacağını söyler ve o gün orada Ali ve Nisa ilk defa uzun uzun sevişirler. Bu sevişmenin hemen ardından evlerine giden ikili çok mutludur. O akşam Nisa’dan gelen mesajla daha da mutlu olan Ali iki gün sonra Nisa ve ailesinin akşam yemeğine geleceğinin haberini anne ve babasına söyler. Artık mutlu bir yuva kuracak olmanın heyecanıyla biraz zorda olsa uykuya dalan Ali iki günün nasıl geçeceğini sabırsızlıkla bekler…

Diğer bölümde görüşmek üzere…

ALDATMAK VE ALDATILMAK

4. BÖLÜM

Gece kulübüne gelen Ali çılgınlar gibi eğlenmeye başlar dans eden kızlara tomar tomar para takan Ali kulüpteki tüm müşterilerin dikkatini üzerine çekmiştir. Ama en çokta kulübe ortak olan Mehtap Ali ile fazlasıyla ilgilenmektedir. Gece boyunca gözünü Ali’den ayırmayan Mehtap bu kadar para dağıttığına göre gerçekten çok zengin diye düşünmüş ve Ali ile yakınlaşmak için onun masasına gider. Çok hoş bir kadın olan Mehtap Ali’den altı yaş büyüktür. Ama Ali’nin bu durumdan rahatsız olabileceğini düşünerek aynı yaşta olduklarını söyler. Orada sabahlayan ikili kulüpte kimsenin kalmamasıyla birlikte öpüşmeye başlarlar. Saatlerce öpüştükten sonra Ali’nin okula gitmesi gerektiğini söylemesi üzerine ayrılırlar. Ali’ye numarasını veren Mehtap onunla tekrar görüşmek istediğini söyler. Ali de sonra yine geleceğim diyerek kulüpten ayrılır. Mehtabın esas amacı Ali’yi kendine aşık edip zenginliğinden faydalanmaktır. Kulüpten ayrılan Ali hemen eve gider ayılmak için duşa girdikten sonra acı bir kahve içer ve okulun yolunu tutar. Nisa ile okul çıkışı yemeğe giderler. Nisa’nın ailesi ile tanıştırmak istemesi Ali’yi çok sevindirir. O sevinç ile Nisa’yı dudağından öpen Ali bu durumdan çok utanır. Şimdiye kadar çok kızla öpüşüp sevişmiştir ama Nisa onun için başkadır. Nisa da Ali’nin kendisini öpmesinden dolayı utancından kıpkırmızı olur. Ali de Nisanın utandığını farkeder ve yemek biter bitmez kalkarlar. Eve giden Ali gece hiç uyumadığı için salonda uyuyakalır. Akşam çalan telefon ile birlikte uyanan Ali Mehtabın aradığını farkeder. Birazdan geliyorum diyerek telefonu kapatır üstünü değiştirir ve gece kulübünün yolunu tutar. Kulüpte fazla kalmayan ikili Mehtabın fazla gitmediği çiftlik evine giderler. Orada sabahlayan Ali ve Mehtap deli gibi sevişirler. Yavaş yavaş Mehtaba karşı bir şeyler hissetmeye başlayan Ali ona farkında olmadan aşık oluyordur aslında. Mehtap ise Ali’nin kendisine olan bakışlarından bu durumu anlamıştır ve daha fazla aşık olması için tüm kadınlığını kullanmaktadır.

5. Bölümde görüşmek üzere…