TAKINTI HASTALIĞI – OKB

Anksiyete türü bir rahatsızlık olan obsesif-kompülsif bozukluk (OKB),  tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsü olup insanların yaşam kalitelerinin düşmesine ve hayatlarının kısıtlanmasına sebep olan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler  (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar. Bu düşüncelerin yarattığı anksiyete bazı ritüelleri ya da rutinleri acil olarak gerçekleştirme ihtiyacına (kompülsiyonlar) neden olur. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler saplantılarının ve takıntılarının gerçek dışı veya anlamsız olduğunun farkında olabilirler, fakat kendilerini bunları yapmaktan alıkoyamazlar, durduramazlar.
OKB (Obsesif Kompülsif Bozukluk) Belirtileri Nelerdir?
Başkasına zarar vermekten korkma
Hata yapmaktan korkma
Rezil olmaktan veya sosyal açıdan kabul edilemez bir şekilde davranmaktan korkma
Şeytanca veya günahkar düşünmekten korkma
Düzen, simetri, kusursuzluk ihtiyacı
Aşırı kuşku ve sürekli güvence ihtiyacı
Pislik veya mikrop bulaşmasından korkma
Yaygın Kompülsiyon Belirtileri
Tekrar tekrar yıkanma, duş alma veya ellerini yıkama
El sıkışmayı veya kapı tokmağına dokunmayı reddetme
Kilit, ocak gibi şeyleri sürekli kontrol etme
Rutin işleri yaparken içinden veya yüksek sesle sürekli sayı sayma
Sürekli bir şeyleri belli bir biçimde düzenleme
Belirli bir sıraya göre yemek yeme
Genellikle rahatsız edici olan, akıldan çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere veya düşüncelere takılıp kalma
Belirli kelimeleri, cümleleri veya duaları tekrarlama
İşleri belirli bir sayıda yapma ihtiyacı
Değeri olmayan şeyleri toplama veya biriktirme
OKB’nin Tedavisi Mümkün Müdür?
Hiçbir psikolojik rahatsızlığın kendi kendine geçmediği gibi, okb’de tedavisiz geçmeyecektir. Bundan dolayı ilaç ve Bilişsel Davranışçı Terapi en etkili ve kalıcı tedavi yöntemidir.
Bilişsel davranış terapisinin hedefi, obsesif-kompülsif bozukluğu olanların ritüellerini gerçekleştirmeden seans içinde alıştırma yöntemi dediğimiz bir yöntem ile korkuları ile yüz yüze gelmelerini ve anksiyetenin azaltılmasını sağlamaktır. Bu terapi obsesif-kompülsif bozukluğu olanlarda sıkça görülen abartılmış veya felaketler içeren düşünceleri azaltmaya da odaklanılır.

SIVI SABUN MU KATI SABUN MU?

Bazılarımız hijyeni sağlamak için kalıp sabunları tercih ederken bazılarımız da sıvı sabunları tercih etmektedir. Araştırmalara göre uzun süre ıslak kalan katı sabunların üzerinde potansiyel zararlı mikrop ve bakteriler yaşayabiliyor.  Fakat bu bizi yanıltmasın, çünkü sıvı sabunlarda da, katı sabun kadar olmasa da bakteri bulunabiliyor. Özellikle tekrar tekrar kullanılan sıvı sabun şişelerinde düzgün temizlenmediği için bakteriler olabiliyor. Uzmanlar aile için kullanımda katı sabunların sağlıklı olduğunu ama halka açık  yerlerde sıvı sabunun daha sağlıklı olduğunu belirtiyorlar.

İşte sıvı sabun ve katı sabun arasındaki farklar;

Ellerinizi katı sabunla yıkadığınızda, bakterilerin bir kısmı sabuna yapışabiliyor. Bu da sizden sonra kullanan kişinin bunlara maruz kalmasına neden olabiliyor.
Yapımında potasyum hidroksit kullanıldığı için sıvı sabunun pH dengesi daha değişkendir. Bu da, yapısını bozmadan içine çok daha fazla ek madde konulabilir. Bu nedenle sıvı sabunlar ise katı sabuna oranla içindeki bazı maddelerden dolayı elleri daha çok yıpratabilir diyebiliriz.
Katı sabun eriyebildiği için sıvı sabunun raf ömrü daha fazla.
Çevreye duyarlıysanız ise katı sabun seçmelisiniz. Çünkü sıvı sabunlar katı sabunlara oranla yüzde 25 oranında daha büyük bir karbon ayak izi bırakıyor.

KATI SABUN KULLANIRKEN DİKKAT!

Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr. Melda Sınırtaş katı sabun kullanımına karşı uyarılarda bulundu;
“Katı sabun üzerinde mikroorganizma barındırabiliyor. Bizim mikroorganizmalarımız sabunun üzerine yapışır. Siz ellerinizi yıkadığınızı zannederken aslında mikroplu bir sabunla yıkarsınız. Ev ortamında katı sabun kullanılabilir fakat, hastane, okul, AVMlerde kesinlikle katı sabun kullanılmamalı. İki, üç kişilik bir ailede bir banyo, bir de mutfakta katı sabun olması yeterli. Ama 15 kişilik bir ailede 1 katı sabun varsa soru işareti oluşabilir.”

Kalıp sabundan sıvı sabun nasıl yapılır?

Öncelikle rende yardımı ile katı sabunu rendeliyoruz. Sonra bir tencerenin içine 5 lt su koyuyoruz. 80 dereceye gelince rendelediğimiz sabunu tencerenin içine ilave ediyoruz. İyice karıştırıp ocaktan alıyoruz. Üzerine dilersek, mavi bir gıda boyası ekleyebiliriz. Sonrasında sıvı sabununuz hazır, şişelere doldurabilirsiniz.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin açıklamalarına göre ise anti-bakteriyel sabunların daha sağlıklı, ya da daha etkili olduğu yönünde bir kanıt bulunmuyor. Bu da farklı bir dikkat çekici konu.  Ama en önemlisi ellerimizi sık sık ve doğru şekilde yıkamamız.

KİM NE DEMİŞ

Ne demiş, BUKOWSKİ: YORMA KENDİNİ BIRAK HAYATINA EŞLİK ETMEK İSTEYENLER SENİNLE GELSİN…

Yani; Sevdikleriniz olacak değer verdikleriniz ayrılıklar yaşayacaksınız belki bunların arasında illa ki aşık olacağınız insanlar da olacak. Verdiğiniz değerin karşılığında size verilen değere dikkat etmelisiniz; yani sizi sizin onu sevdiğiniz kadar seviyor mu? Sizin ona verdiğiniz değer kadar size değer veriyor mu? Önemli olan bunlar, yoksa harcanmış olursunuz yazık olur harcadığınız zamana onu düşündüğünüz zamana onun için bir şeyler yaparken ki harcadığınız enerjiye yazık olur. Sizin herhangi bir insan için yaptıklarınız size bir şekilde dönmesi gereķiyor. Bu ilgi olur, sevgi olur, zaman olur ama her ne olursa olsun sizin ona verdikleriniz yani onu mutlu etmek için yaptıklarınızın size de yapılması gerekir ki sevildiğinizi ve sizin de onun yanında bir değerinizin olduğunun anlaşılması gerekir. Eğer bunlar yoksa sizin tüm yaptıklarınız boşa gitmiş olur. Gereğinden fazla sevmişsiniz ve gereğinden fazla ona zaman harcamışsınızdır. Ve bunun farkına vardığınızda gerçekten hepsi birer yorgunluk ve üzüntü olarak kalır. Onun için siz değil karşınızdaki insan yapsın bazı şeyleri herşeyi siz yapmayın. Size değer verenlerin gerçekte ne kadar değer verdiğini görmek istiyorsanız biraz da onlardan bekleyin bazı şeyleri…

ABD’DE YAŞAYAN TÜRK DOKTOR’DAN ÇARPICI CORONA VİRÜS İDDİASI

ABD’nin New Jersey eyaletinde yaşayan Türk doktor Vedat Obuz, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) laboratuvarda üretildiğine inandığını belirterek, “DNA’sıyla oynandığından şüpheleniyorum.” dedi. 

New Jersey’nin Delran ve Trenton şehirlerinde klinikleri bulunan ve 40 yıldan fazla bir süredir ABD’de yaşayan Türk Doktor, AA muhabirine online platform üzerinden Kovid-19 ile ilgili görüşlerini anlattı.
Obuz, salgının Çin’de ortaya çıktıktan sonra bütün dünyaya yayılmasının herkes için sürpriz olduğunu söyleyerek, “Kovid-19 görünmeyen bir düşman olarak bizi can evimizden vurdu.” ifadesini kullandı.

“Daha önceki virüslerin hiçbirine benzemiyor”

Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp alanında uzman olan Obuz, Kovid-19’u derinlemesine incelediğini kaydederek, “Bu virüs daha önceki virüslerin hiçbirine benzemiyor. Çünkü genetik yapısı değişik, insan vücudunda çok fazla bulunan reseptör dediğimiz yapışma yerini kullanıyor ve aniden bağışıklık sistemini tamamen felç ediyor.” diye konuştu.
Obuz, virüsün yayılması hakkında da şunları söyledi:
“Virüslerin, salgın hastalıkların yakalayacakları kişilerin U şeklinde bir eğrisi var, yani çocuklar ve yaşlılar çok daha sık yakalanması gerekirken burada U şöyle L’ye geldi, niye? Çocuklarda, gençlerde olmuyor ama yaşlılar yakalanıyor. Benim tahminim ağır hasta olmayan genç gruplarda çok bulaşıcı var.”
Üniversite öğrencilerinin özellikle Mart’taki bahar tatilinde Florida’da bu virüsü kaptığına ve dönüşte etrafa yaydığına dikkati çeken Obuz, “Benim oraya gitmiş hastalarımdan birçoğu dönüşte Kuzey Carolina’yı geçemedi, 5-10 gün hastanelerde kalmak zorunda kaldılar.” şeklinde konuştu.

“DNA’sıyla oynandı diye şüphe ediyorum”

Obuz, yaptığı araştırmalar sonucunda, bu konuda aksi yönde yayımlanan bazı raporlara rağmen Kovid-19 virüsünün doğal yollarla oluşup yayıldığına inanmadığını savundu.
Obuz, şöyle devam etti:
“Ben bir araştırmacı ve bu işin kimyasını, immünobiyolojisini bilen biri olarak bu virüsün hayvanlardan bize atlamış bir virüs olduğunu düşünmüyorum, ‘hayvanlardan atlatıldı’ diyorum. Hatta bunun DNA’sıyla oynandı diye şüphe ediyorum. Çünkü son 10 senede ‘CRISPR gene’ diye makaslama tekniği çıktı DNA’ları kesip aralara bir şeyler koymak için. Hatta bu genin, bu enzimdir, yaptığı işin ciddiyetini bilenler buna ‘God’s gene’, yani ‘Tanrı geni’ dediler, insanlara DNA ile oynama gücü verdiği için. Bu genle oynama tekniğinden dolayı bunun kurcalandığını düşünüyorum.”
Kovid-19’a laboratuvarda müdahale edildiğine inandığını dile getiren Obuz, “Laboratuvarda bunun hastalık yapma kabiliyeti değiştirilmiş, ellerinde olmayan bir sebeple kontrolden çıkmıştır diye düşünüyorum. Yani bunu silah olarak hazırlarlarken kaçtı.” görüşünü paylaştı.
Obuz, Çin hükümetinin biyolojik silah üretmeye çalıştığı askeri laboratuvarlarda yarasalar üzerine daha önce bu virüslerle ilgili yayınlar yaptığını anlatarak, “O virüslerle şu anda hastalığı yapan yeni tip koronavirüs DNA’sının belli bölgelerinde yüzde 89 ila yüzde 100 eşleşme var.” dedi.
Bunların kendisini düşündürdüğünü vurgulayan Obuz, “Tabii bunlar belki doğru belki yanlış fakat nihayetinde hiç kimsenin bekleyemeyeceği şekilde davranan bir virüs bu, normal tabiattaki çıkan virüsler böyle davranmıyor.” ifadelerini kullandı.

“Önümüzdeki kış aylarında ikinci bir dalga olacak”

Bilim adamı olarak bundan sonraki beklentisinin bu virüsün mutasyonlara uğraması olduğunun altını çizen Obuz, “Önümüzdeki kış öncesi veya kış aylarında ikinci bir dalga olacak diye tahmin ediyorum.” şeklinde konuştu.
Obuz, salgının topluma etkisi konusunda da şunları kaydetti: 
“İnsanlar biraz daha içine çekik hayat yaşamayı öğrendiler, onu sevecekler, o devam edecek. Sağlık sigortaları tele-medicine tedavi yöntemine müsaade edecekler. Ekonomiler kötüleşecek maalesef, depresyondan dolayı davranışsal bozuluklukların sayısı çok artacak. Bir de insanların birbirine güvensizliği artacak. Bunları bekliyorum.”
Obuz, New York Türkiye Başkonsolosluğu yetkilileriyle yaptığı görüşmeler sonucunda Türkiye’ye dönemeyen ve ABD’de sağlık sigortası bulunmayan Türk vatandaşlarına yönelik ücretsiz veya indirimli sağlık hizmeti başlattıklarını da sözlerine ekledi.

SAHURDA NE YEMELİYİZ ?

Oruç tutmanın dini önemi yanı sıra insan vücudu için faydalı olduğu uzmanlar tarafından her fırsatta dile getirilse de bu faydayı görebilmek için tüketilen besinlere dikkat etmek gerekiyor. Ramazan ayına sayılı günler kala vatandaşlar “Sahurda ne yenmeli, tok tutan yiyecekler nelerdir?” sorularını internet aracılığı ile araştırırken öte yandan gece geç vakitte yemek yendiğinden dolayı kişilerin bu gıdalara dikkat etmeleri, büyük önem arz ediyor. Oruç, doğru şekilde beslenerek tutulduğunda insan vücudunun arınmasını ve hatta bağışıklığının güçlenmesini sağlarken öte yandan gün içerisinde acıkmamak için neler yenmesi gerekiyor? Sorusu birçok kişinin aklında soru işareti olarak yer ediniyor. Buna göre; hazırladığımız haberimizin devamından “Sahurda ne yenmeli, tok tutan yiyecekler nelerdir?” gibi sorularınızın yanıtına ulaşabilirsiniz…

ORUÇ TUTMANIN FAYDALARI NELERDİR?

Neredeyse her sene Ramazan ayında gündemdeki yerini alan bir diğer konu ise Oruç tutmak faydalı mıdır, değil midir? Sorusu olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlara göre; bu konuya dair yürütülen bilimsel çalışmalar oruç tutmanın insan vücuduna büyük fayda sağladığını ve arınma sağladığını iddia etse de bu konu halen birçok kişinin merak ettiği sorular arasında…

Peki, oruç tutmanın insan vücuduna faydaları nelerdir? İşte madde madde yararları…

Oruç tutmak;

Mide asidini ve bağırsak hareketlerini düzenler.
Uzak durulan fiziksel istekler ile beynin yapılan işlere yoğunlaşması hafızayı güçlendirir.
Kandaki lipit ve kolesterol düzeyi azaldığından yaşlanma gecikir, kan dolaşımı artar.
Hücrelerin yenilenmesini sağlar, böylece kanserle savaşır.
Bağımlılıklardan kurtulmanın bir yolu olabilir.
Karaciğeri dinlendirerek arındırır.
Cildi temizler.
Obezite ve aşırı kilo ile savaşır.
Ancak vücutta bu faydaları görebilmek için kişilerin oruç tutarken ihtiyaç duyulan tüm besinleri alması büyük önem taşımaktadır. Uzmanlara göre oruç tutan kişinin iftar ve sahur vakitleri aralığında bolca su tüketmesi oldukça önemli. Aynı zamanda birçok vatandaş sahurda yenmesi gereken ve tok tutan besinler nelerdir? Sorusuna yanıt arıyor. İşte o gıdalar!

TOK TUTAN YİYECEKLER NELERDİR?

Bilindiği üzere Ramazan’ın en önemli öğünü sahurdur. Sahurda vücudun gün içerisinde ihtiyacı olacak tüm gıdaları tüketmek büyük önem taşırken öte yandan 17 saat boyunca acıkmamak için tok tutan yiyecekler tüketmek gerekir. Eğer ihtiyaç duyulan besinler alınmazsa oruç tutmak vücudunuza yarardan çok zarar getirebilir. Hal böyle olunca ise beslenme uzmanları Sahurda yenmesi gereken tok tutan yiyecekler listesini neredeyse her ramazan yayınlayarak vatandaşları bilgilendirmektedir. Peki, Ramazan ayında tüketilmesi gereken yiyecekler nelerdir?
Yumurta: İçeriğindeki bol protein bulunan bu besin sahur sofralarının olmazsa olmazıdır. Hem uzun süre tok tutar. Hem de insan vücudunun ihtiyaç duyduğu besin değerlerinin büyük bir kısmını karşılamaya yardımcı olur. Birçok farklı tarifle tüketilebilse de yumurtayı haşlanmış olarak tüketmek daha faydalı olacaktır.
Yoğurt: Kalsiyum deposu besin yoğurt, sahurda tüketilebilecek gıdalar arasında yer alır. Gün içerisinde yaşayacağınız susuzluğu da azaltmaya yardımcı olan bu yiyeceğin ev yapımı halini tercih etmek daha faydalı olacaktır. Bir kase yoğurdun içerisine 1-2 çorba kaşığı yulaf eklerseniz bu hem vücutta hazmın kolaylaşmasını sağlar hem de sizi oruç süresince rahatlıkla tok kalabilmenize yardımcı olur.
Yeşillik: İçerisindeki vitaminlerle yeşillik tüketimi uzmanlar tarafından şiddetle tavsiye edilmektedir. Özellikle Salatalık, marul, roka, maydanoz gibi sebzelerin tüketilmesi hem vücutta antioksidan etkisi yaratacak hem de zengin besin değerleriyle daha zinde hissetmenizi sağlayacaktır.
Maydanoz suyu faydaları nelerdir? Detoks etkisiyle maydanoz suyunun faydaları
Tost: Sahurda yapabileceğiniz hem kolay hem de herkes tarafından sevilen bir besin de tosttur. Doyurucu ve besleyici olarak tüketebileceğiniz bu yiyecek yeşilliklerle beraber tüketildiğinde karbonhidrat ihtiyacını karşılayacak ve vitamin dengesi oluşturacaktır.
Süt: Uzmanların neredeyse her Ramazan ayında tavsiye ettiği süt, vücudun kalsiyum ihtiyacını yüksek oranda karşılamakla beraber; kişinin susamasını engeller, tok tutar, içerisine ekleyeceğiniz bir tatlı kaşığı tarçın kan şekerini de dengelemenizi sağlayabilir.
Meyve: Özellikle sahurda tüketilmesi önerilen meyve; muz ve elmadır. Vücudun ihtiyaç duyduğu şekeri en sağlıklı şekilde almaya ve tok kalmanıza yardımcı olurken gerekli vitaminlerin de alınmasını sağlar.
Sahurda; aşırı tuzlu ve yağlı gıdalardan kaçınmak çok önemlidir. Örneğin; tuzlu yeşil ve siyah zeytin, sucuk, pastırma, kuru et, baharatlı ve yoğun salçalı yiyecekler, patates kızartması, hamur işleri… Bu gıdalar kesinlikle sahurda tüketilmemelidir. Tüketildiği takdirde hem vücuda zarar verir hem de gün içerisinde acıkmanıza ve susamanıza neden olur.
Peynir salatası tarifi
Peynir salatası malzemeleri
1 kase lor peyniri
1 adet domates
1 adet yeşil biber 
1 adet kırmızı biber 
Bir kaç dal maydanoz
Bir kaç dal taze soğan
Zeytin yağı
Tuz
Domates ve biberleri ince ince doğrayın. Maydanoz ve soğanı da ince bir şekilde kıyın. Bütün malzemeleri karıştırıp peynirin tuzuna göre az tuz serpin. Servis tabağına alıp üzerine az zeytin yağı gezdirip servis edin.
Domatesli peynirli kiş tarifi
Domatesli peynirli kiş malzemeleri
100 gram tereyağı ya da margarin(soğuk)
2 yemek kaşığı yoğurt
2 su bardağı un
1 adet yumurta
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı tuz
Kiş üzeri için;
1 paket krema (200 ml)
100 gram beyaz peynir
10-12 adet kiraz domates
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı biberiye
Kiş yapılışı
Soğuk yağ küp küp kesilir ve diğer malzemelerle karıştırılarak hamur yapılır. Fazla yoğrulmamalı aksi halde yağ yumuşar ve daha fazla un ister. Yuvarlak kalıba hamur eşit şekilde yayılır. Kenarları hafif yukarı doğru kaldırır. Çatal ile hamur birkaç yerden delinir. Hamurun üzerine krema eklenir. Beyaz peynir ilave edilir. Kiraz domatesler ikiye bölünür ve üzerine dizilir. Zeytinyağı, tuz ve biberiye gezdirilir. Önceden ısıtılmış 200° fırında en az 50 dakika kadar pişirilir. Ilık ya da soğuk servis edilir.
Yoğurtlu börek tarifi
Yoğurtlu börek malzemeleri
6 adet yufka
300 gram tereyağı
1/2 su bardağı sıvı yağ
3 su bardağı yoğurt
Üzeri için:
2 adet yumurta sarısı
4 yemek kaşığı susam
Yoğurtlu börek yapılışı
Tereyağını eritin ve sıvı yağ ile karıştırın. Yoğurdu güzelce çırpın mayonez kıvamında olmalı, gerekirse çok az su ilave edip tekrar çırpın. Yufkalardan birisini tezgaha yayın ve üstünü bir fırça ile her yeri yağlanacak şekilde yağlayın.Çırpılmış yoğurttan yaklaşık 3 kaşık alın bir fırça yardımıyla yufkanın her yerine gelecek şekilde sürün. Üstüne ikinci yufkayı yayın, aynı işlemleri yapın ve 3. Yufkayı da serip aynı işlemleri yaptıktan sonra bir bıçak yarımı ile yufkanızı önce ikiye sonra dörde, sonra her bir parçayı 8’e olacak şekilde kesin. Geniş kenarından ucuna doğru biraz gevşek bir sigara böreği sarar gibi sarın.Diğer 3 yufkayı da bu şekilde hazırlayın, böylece 64 adet minik yoğurtlu böreğiniz olacak. Yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine dizin ve üstlerine yumurta sarısı sürüp susam serptikten sonra, önceden ısıtılmış 180 derece fırında, üstleri kızarana dek yaklaşık 20 dakika pişirin. Sıcak servis edin.

KIZARTMA VE HAMUR İŞLERİNDEN UZAK DURUN

Zeytin, salam, sucuk, tuzlu peynir gibi besinler sahurda tercih edilmemelidir.
Kızartma, kavurma, hamur işi, baharatlı ve yağlı besinler kilo problemi ve mide rahatsızlığına yol açacağından sahurda tüketiminden kaçınılmalıdır.
Çay ve kahve de diüretik özelliğinden dolayı sahurda tüketimi sınırlandırılması gereken besinler arasında yer alır.

Şayet sahurda çay içmek gibi bir alışkanlığınız varsa bundan da vazgeçin. Çünkü çay içeriği itibariyle idrara çıkma oranını artırır. Bu da vücuttan hızlı bir şekilde su atılması manasına gelir. Bu yüzden oruçluyken çok susuzluk çekebilirsiniz.

Sahur sofrasında tok tutan yiyecekler bulundukmak kadar açlığınızı artıran yiyeceklerden uzak durmak da önemli. Sahurda yenen şekeri yüksek yiyecekler kan şekerinizi hızlı düşüreceği için daha çabuk acıkmanıza neden olur. O nedenle özellikle sahurda tüketmemeniz gereken yiyecekler şunlar; -Kek -Kurabiye -Tatlı -Çikolata -Bal -Reçel ve bunun gibi şekeri yüksek yiyecekler.

RAMAZAN AYI’NIN FAZİLETİ

imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Âmin. (Mektubat ,1.c. 45.m.)

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. [Tirmizi] (Ama orucu kazaya bırakmayı mubah kılan dînî bir mazeret varsa, o zaman ramazan orucunu kazaya bırakmak günah olmaz.)

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

(Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan-ı şerif ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istigfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; ramazan ayı, sonraki ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Bu aya ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ. Mansur]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluştur.) [İ. Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) [İbni Nasr]

(Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.) [Deylemi]

(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Biri size sataşırsa, ona “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

(Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.) [Hakim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.) [Taberani]

(Allah yolunda bir gün oruç tutanı, Allahü teâlâ yetmiş yıllık mesafe kadar cehennemden uzaklaştırır.) [Buhari]

(Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.) [Müslim]

(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken ölen Cennete girer.) [Bezzar]

(Oruç tutan, namaz kılan kimse, mükafatını kıyamette aklı kadar alır.) [Hatib]

(Oruç şehveti keser.) [İ. Ahmed]

Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. (Mev’iza-i hasene)

Resulullah efendimizin rüyası
(Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardı. Birini gördüm, kabri onu sıkıyordu. Kıldığı namazlar gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu kurtardı. Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi.

Birini zulmet sarmıştı. Yaptığı hac gelip karanlıktan çıkardı. Birine ölüm meleği gelmişti. Ana babasına yaptığı iyilikler gelip, ölümüne engel oldu, geciktirdi. Birini Müslümanlarla konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu. Peygamberinin yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı. Aldığı gusül, onu alıp yanıma getirdi. Ateşten korunmak isteyen birine, sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini zebaniler alıp Cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardı. Biri Cehennem ateşine atılmıştı. Allah korkusu ile döktüğü gözyaşları gelip oradan kurtardı.


Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip, defterini sağa aldı. Sevapları hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı. Cehennemin kenarında, korkudan titreyen birine, Allahü teâlâya olan hüsnü zannı gelince, titremesi durdu. Sırattan zorla geçen biri, Cennete geldi. Fakat kapılar kapalıydı. Kelime-i şehadeti gelip, onu Cennete koydu.) [Taberani, Hakîm-i Tirmizi]

Sual: Günah işlememize şeytanlar sebep olduğuna göre, Ramazanda bağlı olan şeytanlar nasıl günah işletiyor?
CEVAP
Günah işlememize yalnız şeytanlar değil, kendi nefsimiz de sebep olmaktadır. Nefsin zararı, şeytanınkinden çok fazladır. Nefsin her istediği kendi zararınadır. Ramazanda günah işleten, nefsimizdir. Bu ayda, şeytanlar bağlı olduğu için vesvese veremezler. Ramazanda esnemeler de şeytandan değildir. Asabi esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hallerde meydana gelir. (Mektubat-ı Rabbani)

Oruçluyken ölmek
Sual:
 Abdestliyken ölen şehit oluyor. Oruçluyken ölmek de iyi midir?
CEVAP
Evet, çok iyidir. Bir hadis-i şerifte, (Oruçluyken ölen Cennete girer) buyuruldu. (Bezzar)

Sevab zorluğa göredir
Sual: 
Ramazan ayı, yaza ve kışa gelebiliyor. Kışın kısa günlerde oruç tutulması daha kolay, yazın uzun günlerde sıcakta tutmaksa çok zordur. İkisinin sevabı aynı mıdır?
CEVAP
Hayır, zorluklar içinde yapılan ibadetin sevabı daha çoktur. (Ecir meşakkate göredir) buyuruluyor. İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Maniler karşısında, ibadeti yapmak güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin, şanını, şerefini göklere çıkarır. Mani olmayarak, kolay yapılan ibadetler, aşağıda kalır. (3/35)

Ramazan-ı şerif kışa da gelse, farz ibadet olduğu için sevabı çoktur.İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kışın oruç tutmak, meşakkatsiz elde edilen bir ganimettir.) [Tirmizi]

(Kış müminin baharıdır. Gündüzleri kısa olur, oruç tutar. Geceleri de uzun olur, kalkıp ibadet eder.) [Beyheki]

Şehr-i Ramazan
Sual: Şehr-i Ramazan, Ramazan ayı mı demektir? Yâ şehre Ramazan deniyor. Niye şehr-i Ramazan denmiyor?
CEVAP
Şehr, ay demektir. Türkçede şehr-i Ramazan denince Ramazan ayı anlaşılır. Yâ diye başlayınca üstünlü olur, yani şehre olur. Mesela Abdullah kelimesi yâ ile başlayınca, (Yâ Abdellah denir. Yâ ile başlayanlar genelde hep böyledir. Resulullah kelimesi yâ ile başlayınca (Yâ Resulallah) olur. Ömer kelimesi yâ ile başlasa da değişmez, yine (Yâ Ömer) denir. Namazda sûre okurken böyle irap hataları namazı bozmaz.

Oruç tutarken
Sual: Oruçluya şeytanın vesvese veremeyeceği, ona yaklaşamayacağı doğru mudur?
CEVAP
Evet, doğrudur. İmam-ı Şa’rânî hazretleri buyuruyor ki: Orucun birçok faydasından biri, bedenimize şeytanın gireceği bütün yolları tıkamasıdır. (Uhud-ül-kübra)
Ramazan ayının üstünlüğü, fazileti
Sual: Oruç tuttuğumuz ay olan Ramazan ayının, diğer aylardan üstünlüğü, farkı, fazileti nedir?
Cevap:
 İslâmın beş şartından dördüncüsü, mübarek Ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten 18 ay sonra, şaban ayının onuncu günü, Bedir gazasından bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günahları yanar, yok olur. Selmân-ı Fârisî hazretleri, Resûlullah efendimizin şaban ayının son günü hutbede şöyle buyurduğunu bildirmektedir:
(Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece ki Kadir gecesi, bin aydan daha faydalıdır. Allahü teâlâ, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden azad eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.) Eshâb-ı kiram;
-Ya Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz, deyince. Resûlullah efendimiz;
(Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden azad olmaktır. Bu ayda, emri altında olanların vazifesini hafifletenleri, Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelime-i şehadet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de, zaten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden Ona sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyamet günü susuz kalmayacaktır) buyurdu.
Sual: Ramazan ayına mahsus, Müslümanlar için bildirilen bir müjde var mıdır?
Cevap: Konu ile alakalı olarak, İmâm-ı Beyhekî hazretlerinin haber verdiği hadis-i şerifte buyruluyor ki:
(Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazan-ı şerifte beş şey ihsan eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemiştir:
1- Ramazanın birinci gecesi, Allahü teâlâ müminlere rahmet eder. Rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez.
2- İftar zamanında, oruçlunun ağzı kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
3- Melekler, Ramazanın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların af olması için dua eder.
4- Allahü teâlâ, oruç tutanlara, ahirette vermek için, Ramazan-ı şerifte Cennette yer tayin eder.
5- Ramazan-ı şerifin son günü, oruç tutan müminlerin hepsini affeder.)

Mümin için fırsat ayı
Sual: Ramazan ayı, Müslümanlar için, din ve dünya saadetini kazanmada bir fırsat ayı mıdır?
Cevap:
 Ramazan, kelime anlamı itibariyle yanmak demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur. Buharideki hadis-i şerifte;
(Bir kimse, ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günahları affolur) buyurulmuştur.
Ramazan ayında oruç tutmanın, Allahü teâlânın emri olduğuna inanmalı ve sevabını da Ondan beklemelidir. Günlerin uzun olmasından ve oruç tutmanın güç olmasından şikâyet etmemelidir. Günlerin uzun olmasını, oruç tutmayanlar arasında güçlükle oruç tutmasını fırsat ve ganimet bilmelidir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Mübarek ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur, Cehennemden azad olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren amirler de affolur, Cehennemden azad olur. Ramazan ayında, Resulûllah efendimiz, esirleri azad eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasib olur.
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir. Elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.
Bir kimse bu ayda kendini toparlarsa, bütün yılı iyi olarak geçer. Bu ayı kötülükle geçirirse, bütün senesi kötü geçer. Ramazan ayı bir kimseden razı olursa, o kimseye müjdeler olsun. Bir kimseye gücenirse, bereketlerinden ve hayırlarından pay almazsa, o kimseye yazıklar olsun! Ramazanda Kur’ân-ı kerimi hatmeden kimsenin, bereketlerine kavuşması, hayırlarından pay alması umulur.”
Ramazan ayında, hayırların ve bereketlerin hepsi toplanmıştır. Ramazanın günleri ve geceleri, ayrı ayrı fazilet ve kıymete haizdir. Bu sebeple ramazan ayını fırsat, ganimet bilmelidir.
İbadetler, âdet değil emirdir
Sual: Herkes yaptığı için, namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetleri yapmak, insanı sorumluluktan kurtarır mı?
Cevap:
 Âdet üzere namaz kılan ve oruç tutan çoktur. Fakat, dinin bildirdiği hududu gözeten ise, pek azdır. Doğru ibadet edenleri, âdet üzere ibadet edenlerden ayıran fark, Allahü teâlânın emirlerini gözetmektir. Çünkü, namaz ve orucun halisi de, bozuğu da görünüşte beraberdir. Sadece yeme, içmeyi terk ederek, yalandan, gıybetten uzaklaşılmayarak tutulan bir orucun, faydasız bir amel olduğunu, İslâm âlimleri bildirmişlerdir. Peygamber efendimiz;
(Bir kimse, ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günahları affolur) buyurmuştur.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Bu ayın günlerinin bereketi başka olduğu gibi, gecelerinin hayırları da başkadır. Kur’ân-ı kerim, ramazan ayında indi. Bakara sûresinin 185. âyetinde mealen;
(Kur’ân-ı kerim ramazan ayında indirildi) buyuruldu. Kadir gecesi de, bu aydadır.
Ramazan-ı şerifte, vakit girince, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resûlullah efendimiz bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi. İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısı ile her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince;
“Zehebez-zamâ vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ” duasını okumak, teravih namazı kılmak ve hatim okumak mühim sünnettir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Hadis-i şerifte;
(Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır) buyuruldu.
Ramazan-ı şerif ayının Kur’ân-ı kerim ile bağlılığı olduğu için, bu ay da, bütün hayırları ve bereketleri kendinde toplamıştır. Bütün bir yıl içinde herhangi bir yoldan herhangi bir kimseye gelen bütün hayırlar ve bereketler, bu çok kıymetli ayın bereketleri denizinden bir damla gibidir.”
İbadetleri, âdet olarak, herkes yaptığı için değil, Allahü teâlânın emri olduğu için ve şartlarını gözeterek yapmalıdır.

RAŞİTİZM HASTALIĞI

Raşitizm bir çocukluk hastalığıdır. 6 ile 18 ay arasındaki çocuklarda daha sık görülmektedir. Kemiklerin normalden daha yumuşak gelişmeleri sonucu kas ve kemiklerde zayıflık ve şekil bozukluklarına neden olan bir rahatsızlık türüdür. Bilinen en yaygın nedeni D vitamini eksikliğidir.
Raşitizm günümüzde yaygın rahatsızlık değildir. Ancak görülme sıklığı artmaktadır. Düşük seviyede kalsiyum ve D vitamini alımı ile ilişkili risk faktörleri yada bunlardan birine sahip olmak çocuklarda olağandan daha yumuşak kemiklerin oluşmasına yol açar. Kış aylarında olduğu gibi sınırlı miktarda güneş ışığından istifade ediyorsanız daha fazla risk altında olduğunuzu düşünebilirsiniz. Çünkü güneş ışığı vitamini yapılması için gereklidir ve koyu tenli çocukların D vitamini üretilebilmesi için daha fazla güneş ışığına gereksinimleri vardır. Laktoz intoleransı olan çocuklar, D vitamini emilimini etkileyen genetik bir düzensizliğe sahip olunması da raşitizm hastalığının risk faktörleri arasında yer almaktadır.
Raşitizm, kemik oluşturma sürecinde bir fonksiyon bozukluğu nedeniyle meydana gelir. D vitamini, kalsiyum ve fosfor güçlü kemikler için gereklidir ve eksikliklerinde ise öncelikli olarak kemikler etkilenecektir. Beslenme, genetik faktörler ve çevre de dahil olmak üzere bir takım çoklu faktörler bedeninizdeki D vitamini düzeylerini etkileyebilir. Özellikle de çevresel faktörlerden biri olan güneş, vücutta D vitamini üretilmesinden sorumlu olması nedeni ile D vitamini eksikliklerinin nedenleri arasında önemli yer tutar. Ayrıca hem kalsiyum hem de D vitamini açısından zengin olan süt ve süt ürünlerinin günlük olarak yeterli oranda tüketilmemesi de raşitizm gelişmesine olanak sağlar. Daha aza yaygın olan nende ise kanser, karaciğer ve böbrek hastalıklarıdır.
Raşitizm belirtileri sabit veya periyodik olarak meydana gelebilir, çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. Raşitizm hastalığına sahip olan bazı çocuklarda kas rahatsızlıkları gibi hafif belirtiler oluşabiliyorken, diğer bir kısım çocukta ise kemik eğrilikler ve kırıklar meydana gelebilir. Bunlar olası en son sonuçlardır. Neyse ki günümüzde raşitizm tedavisi D vitamini, kalsiyum ve fosfor eksikliklerini gideren besin takviyesi ve dengeli bir beslenme sayesinde yapılabilmektedir. Hayatınızda yapabileceğiniz yeterli güneş ışığı alabilmek, süt ve süt ürünleri tüketmek ve sizin için reçete edilen ilaçları kullanmak gibi birtakım küçük değişiklikler de raşitizm olasılığının azaltılmasına yardımcı olabilir. 
Bazı durumlarda, raşitizm ciddi kemik kırıklarına yol açabilir ve tedavi edilmelidir. Çocuğunuzun eklemlerinde şekil bozuklukları ve çıkıklar, geniş şişlikler, uyuşukluk, deriden kemik çıkması yada şiddetli ağrı gibi durumlar varsa 112’ yi arayınız yada derhal doktora başvurun.
Ayrıca çocuğunuz raşitizm tedavisi alıyor fakat uyuşma, şişme ya da hareket sorunu ya da kalıcılık sorunlar varsa da yine acilen doktorunuza görününüz.
RAŞİTİZM BELİRTİLERİ NELERDİR?
Raşitizm kemiklerin yumuşamasına neden olur ve bir dizi belirti ortaya çıkabilir ve kişiden kişiye şiddeti değişebilir.
ORTAK BELİRTİLER ŞUNLARDIR..
Çocuğunuz günlük ya da sadece arada bir raşitizm belirtileri yaşayabilir. Zaman zaman bu ortak belirtilerden herhangi biri ağır olabilir: 
Bacak eğrilikleri gibi kemik deformiteleri
Kafatasının normal şekilde olmaması
Omurga eğrilikleri yada göğüs eğrilikleri
Dişlerde şekil bozuklukları, boşluklar ve eğrilikler
Bebek ve çocuklarda büyüme geriliği
Kas spazmları ve zayıflıkları
Kemiklerin ve özellikle de kalça kemiğinin ağrıması
Nöbet geçirme
Alışılmışın dışında boy kısalığı ve geç büyüme
Kemiklerin çabuk kırılması
CİDDİ DURUM GÖSTEREN BELİRTİLER NELERDİR?
Bazı durumlarda, raşitizm, kemiklerin kırılmasına yol açarak ciddi sonuçlar doğurabilir. Aşağıdaki durumlar ile karşılaşırsanız acil tıbbi bakım alınız; 
Geniş çapta şişlikler
Bedeninizdeki bir bölümü hareket ettirememe
Kırılan alanda uyuşma ve soğukluk
Şiddetli rahatsızlık veya ağrı
Etkilenen eklemlerde şekil bozukluğu görülmesi
RAŞİTİZM NEDENLERİ NELERDİR?
Raşitizm hastalığı, çocuklarda kemik oluşturma sürecinde meydana bir fonksiyon bozukluğudur. D vitamininin kemiklerin olmasını sağladığı düşünülür ise vücutta D vitaminini etkileyen herhangi bir olay da raşitizm gelişmesine katkıda bulunabilir. Çevresel faktörlerden biri olan yeterli güneş ışığı alınmamasına bağlı olarak da raşitizm ortay çıkabilir. Bilindiği üzere güneş ışığı vücutta D vitamini oluşturulmasına katkıda bulunur ve önemlidir. Bunların dışında yeterli beslenme yapılaması özellikle de günlük olarak süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi kesintiye uğrarsa kademeli olarak raşitizme davetiye çıkarılmış olur. Daha az yaygın olan diğer nedenler ise genetik, kanser, böbrek be karaciğer hastalıklarıdır.
KİMLER RİSK ALTINDADIR?
Bir dizi faktör raşitizm riskini artırır. Elbette sadece risk faktörlerine bağlı olmaksızın tüm çocuklarda raşitizm gelişme potansiyeli vardır. Ama aşağıda sıralananlar riski artırmaktadır. 
Diğer gıda kaynakları veya takviyeleri almadan sadece süt ile beslenme
Yetersiz kalsiyum kullanımı
Koyu tenli olma
Sadece sebze ile beslenme yada beslenmede çeşit olmaması
Düşüt süt ve süt ürünleri tüketimi
Fosfor içen besinler ve D vitamini bakımından fakir beslenme
Yeterli güneş ışığı almama
Aşırı güneş kremi kullanma
RİSK NASIL AZALTILIR?
Çocuğunuzun raşitizm riskini azaltmak mümkün olabilir. Bunun için: 
Çocuğunuzun kendi yaşına oranla tavsiye edilen süt ve süt ürünlerini tükettiğinden emin olun.
Çocuğunuza yeterli güneşte tutun. Tehlikeli saatlerden kaçının.
Varsa önerilen kalsiyum takviyelerini kullanın.
RAŞİTİZM NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Raşitizm tedavisi için öncelikle doktorunuza başvurunuz. Doktorunuz çocuğunuzun raşitizm olup olmadığını belirlemek için sizlere sorular soracak ve muhtemelen farklı testler isteyecektir. Tanı sonrası çocuğunuza reçete edilen ilaçları ve tedavi planına harfiyen uymalısınız.
Raşitizm için tedavi, hastalığın altında yatan nedene göre planlanır. Tedavi aşamasında özelikle D vitamini, kalsiyum veya fosfor seviyelerinin vücuttaki olması gereken seviyelere döndürülmesi esastır. Gerekirse takviyeler kullandırılabilir. D vitaminine bağlı meydana gelen Raşitizm tedavisi biraz daha uzun zaman alabilir.
RAŞİTİZM NELERE YOL AÇAR?
Çocuğunuz için tasarlanan tedavi planını takip etmediğinizde yada mevcut tedaviyi bıraktığınızda olası sonuçları peşinen kabul etmiş sayılırsınız. Raşitizm çocuğunuzda; 
Kemik deformiteleri
Kronik kemik ve kas ağrısı
Kemik kırılma riski
Raşitizmin tekrarlamasına yol açabilir.

KİM NE DEMİŞ

Ne demiş, CLADUE BERNARD: NE ARADIĞINI BİLMEYEN BULDUĞUNU ANLAYAMAZ…

Yani; çıktığınız yolda herkes gibi arayışlarınız vardır. Ama yaptığınız ve bulmak istediğiniz şeyin ne olduğunun farkında olmadan yürüdüğünüz yolun size bir faydası olmaz. Çünkü aradığınızın ne olduğunu bilmediğinizden ötürü yaşadığınız hayattan hiçbirşey anlamazsınız. Ne yolun ne hayatın ne de bulmak istediğinizin bir anlamı kalır. Anlamsız boş ve sadece nefes alıp vermekten ibaret bir hayatınız olur ve bu hayattan zevk alamazsınız. Bu doğrultuda aradığınızın anlamsız olması bulduklarınızın bir işe yaramayacağını gösterir ki bu daha berbat bir durumdur. Ne aradığınızın farkında olmadan geçirdiğiniz bu hayatta bulduklarınız yani elde ettikleriniz de anlamsız olacak. Öyleyse ne aradığını bilip bulmak istediklerimize yönelerek hayatın gerçek anlamını yakalamaya çalışmalıyız. Bu da bize bu hayatı verene yönelmek önce Onu aramak o yolda ilerlemek ve Onun en sevdiğinin yolunda giderek mümkün olacaktır…

CORONA VİRÜSÜNDE SON DURUM NEDİR ?

Corona Türkiye tablosu il il nasıl? Koronavirüs Türkiye illere göre vaka sayısı kaç? soruları tüm vatandaşların gündeminde. Koronavirüs tablosu Sağlık Bakanı Koca tarafından günlük olarak açıklanıyor. İzolasyona dikkat çeken Bakan Koca, dün akşam saatlerinde Twitter adresi üzerinden son tabloyu açıkladı. 20 Nisan Corona Türkiye tablosu ise bu akşam açıklanacak. 
CORONA VİRÜS TABLOSU 20 NİSAN 2020
20 Nisan Türkiye’ye ait corona virüs tablsou henüz açıklanmadı. Tablonun akşam saatlerinde Sağlık Bakanı Koca tarafından açıklanması bekleniyor. Rakamlar güncellenir güncellenmez detaylar haberimizde yer alacak.
CORONA VİRÜS TABLOSU SON DURUM – 19 NİSAN 
19 Nisan Coronavirüs tablosu Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından resmi Twitter hesabı üzerinden duyuruldu. Bakan Koca “Tedbirlere gösterdiğimiz özen meyvelerini veriyor. Biz günlük test imkanlarını artırırken, sorumlu davranışlarınız da yeni vaka sayılarını azaltacak. Sağlık ordumuza ve sağlık sistemimizin gücüne güvenin. Tedbiri elden bırakmayın.” dedi. 

2 BİN 17 CORONA VİRÜS HASTASI HAYATINI KAYBETTİ, TOPLAM VAKA SAYISI 86 BİN 306
Bakan Koca’nın açıkladığı covid19.saglik.gov.tr’deki son koronavirüs tablosuna göre, dün yapılan 35 bin 344 testten 3 bin 977’si pozitif çıktı, 127 hasta da hayatını kaybetti. Toplam hasta sayısı 86 bin 306 oldu. Toplamda 2 bin 17 hasta koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Yoğun bakımdaki hasta sayısı bin 922, entübe edilmiş hasta sayısı bin 31 oldu. 11 bin 976 hasta da iyileşti.

59 ÜLKEDEKİ 25 BİN KİŞİ TÜRKİYE’YE GETİRİLİYOR
Koronavirüs salgını nedeniyle seferlerin durdurulması ile birlikte 59 ülkede bulunan 25 bin Türk vatandaşı Türk Hava Yolları’nın gerçekleştireceği 195 tahliye uçuşu ile Türkiye’ye getirilecek.
İŞTE O ÜLKELER
Operasyon kapsamında en fazla vatandaşın tahliye edileceği ülke olan Almanya’dan 3 bin 269 kişinin Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Bu ülkeyi 2 bin 201 kişi ile Suudi Arabistan ve 1632 kişi ile ABD izleyecek. Daha sonra sırasıyla, İngiltere’den 1559, Kuveyt’ten 1463, Cezayir’den 1200, Ukrayna’dan 863, Irak’tan 861, Fransa’dan 696, Azerbaycan’dan 662, Hollanda’dan 648, Kanada’dan 543, KKTC’den 540, Birleşik Arap Emirlikleri’nden 538, Polonya 488, İspanya’dan 455, Rusya’dan 380, Kuzey Makedonya’dan 394, Kırgızistan’dan 352 ve İsviçre’den 341 kişi getirilecek.Tahliye operasyonu gerçekleştirilecek diğer ülkeler ise şunlar: Belçika, Malta, Mısır, İrlanda, Moldova, Macaristan, Romanya, Çekya, Kosova, Arnavutluk, Bahreyn, Sırbistan, İtalya, İsveç, Ürdün, Umman, İran, Sudan, Avusturya, Slovakya, Fas, Tayland, Karadağ, Danimarka, Gana, Senegal, Benin, Katar, Etiyopya, Somali, Moritanya, Nijer, Kenya, Bangladeş, Pakistan, Malezya, Singapur, Hindistan ve Bosna Hersek.
Corona virüsü ile birlikte insanlığın doğa üzerindeki olumsuz etkisi de gözler önüne serildi… Corona virüsünden önce bir turizm merkezi olan Tayland sahilleri boş kalınca 20 yıl sonra nesli tükenme riskiyle karşı karşıya olan deri sırtlı deniz kaplumbağaları yumurtalarını buraya bıraktı.
Corona virüsü sebebiyle milyonlarca insan yaşamlarına evlerinde devam ederken, doğada umut verici gelişmeler yaşandı… Corona virüsü öncesinde bir turizm merkezi olan Tayland sahilleri salgın sonrasında bomboş kalınca nesli tükenmek üzere olan deri sırtlı deniz kaplumbağaları yıllar sonra ortaya çıktı.

Tayland sahillerindeki bilim insanları 20 yılı aşkın bir süredir görülmeyen deniz kaplumbağalarının çok sayıda yumurta bıraktığını tespit etti. Phuket Deniz Biyoloji Merkezi Direktörü Kongkiat Kittiwatanawong, “Görevliler geçen yılın Kasım ayında son 20 yılın en yüksek yumurta oranını tespit etti. 11 kaplumbağa yumurtlama noktası tespit edildi. Bu çok iyi bir şey çünkü normalde yumurtalarını bıraktıkları alanlar  insanlar yüzünden tahrip oluyordu” dedi.
Bugün dünya basını deniz kaplumbağalarının yumurtalarını kırarak denize kavuştukları anları görüntüledi ve kamuoyu ile paylaştı.

DÜNYADAN SON DAKİKA CORONA VİRÜS HABERLERİ

Dünya genelinde Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı 160 bini aştı. Şu ana kadar 2 milyon 333 bin 164 kişiye koronavirüs teşhisi kondu. 600 bin 296 kişi iyileşirken, 160 bin 799 kişi hayatını kaybetti. Rusya bugün koronavirüste rekor artışı duyurdu. Gelen son dakika koronavirüs (corona virüs) gelişmelerini haberimizden takip edebilirsiniz.

Son dakika haberi: Dünya genelinde Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı 160 bini aştı. Şu ana kadar 2 milyon 333 bin 164 kişiye koronavirüs teşhisi kondu. 600 bin 296 kişi iyileşirken, 160 bin 799 kişi hayatını kaybetti. 
 
RUSYA’DA REKOR ARTIŞ

Koronavirüs’ün serinin yüksek olduğu ülkelerden biri de Rusya. Olumsuz bir tablonun çizildiği Rusya’da en yüksek pozitif vaka  sayısı bugün gerçekleşti. 
Ülkede son 24 saatte 6 bin 60 yeni koronavirüs vakası daha tespit edildi. Rusya’nın genelindeki  toplam vaka sayısı ise 42 bin 853’e yükseldi. Konuya ilişkin Moskova hükümeti açıklama yaptı:
“Rusya’da vaka sayısı 85 bölgede 42 bin 853’e yükseldi. Gün içinde 48 hasta hayatını kaybetti. Bugüne kadar ölenlerin sayısı 361”
“SALGINLAR HAZİRANDA BİTER”
Rusya’daki Moskova Fizik ve Teknoloji Enstitüsü Genetik Mühendisliği Laboratuvarı Başkanı virolog Pavel Volçkov, mevcut karantina koşulları muhafaza edilmesi kaydıyla Rusya’nın koronavirüs salgınını haziranda yenebileceğini söyledi.
Russia Today’e (RT) konuşan virolog Pavel Volçkov, olumlu senaryo doğrultusunda yaz başında yeni vaka sayısının sıfıra ineceğini ifade etti.
Volçkov, “Bu bizim elimizde, hepimizin evde oturması önemli” dedi.
 
ÇİN DÜNYA ÜLKELERİNİN HEDEFİNDE

Covid-19 nedeniyle Çin üzerindeki uluslararası baskı artarken Avustralya soruşturma açılmasını istedi. ABD Başkanı Trump’ın ‘Çin salgının sonuçlarıyla yüzleşmesi gerekir’ derken Avustralya hükümeti de uluslararası bir soruşturma talep etti.
Çin’in şeffaflığı konusunda çok ciddi kaygılarının olduğunu söyleyen Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne, “Koronavirüs salgınını ilgilendiren sorunlar uluslararası bağımsız bir soruşturmayı gerektiriyor.” dedi.
Çin özellikle Wuhan’da bulunan laboratuvar konusunda virüsün yayılımı nedeniyle dürüst ve güvenilir bir politika çizmediği için İngiltere, Fransa, ABD gibi pek çok batılı devletin tepkileriyle karşılaşmış, hatta salgın nedeniyle oluşabilecek hasarın faturalanması için çalışmalar başlatılmıştı.

KORONAVİRÜSTE SON DAKİKA GELİŞMELER

Gün içindeki tüm son dakika koranavirüs (corona virüs) gelişmeleri: 
– İngiltere’de Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı son 24 saatte 596 artarak 16 bin 60 oldu.
– İspanya’da Kovid-19’dan ölenlerin sayısı son 24 saatte 410 artışla 20 bin 453’e çıktı.
– İran’da son 24 saatte Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 87 artarak, 5 bin 118’e yükseldi.
– Belçika’da son 24 saatte koronavirüs nedeniyle 230 kişi yaşamını yitirdi. Ülkede toplam can kaybı 5 bin 683’e çıktı.
– İsveç’te koronavirüs (Covid-19) nedeniyle son 24 saatte 29 kişi yaşamını yitirdi. Ülkede toplam ölü sayısı 1540’a çıktı.
– ABD’de Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı son 24 saatte 2 bin 9 artarak 39 bin 95’e yükseldi.
-Fas Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, COVID-19 nedeniyle bir kişinin daha hayatını kaybetmesiyle sayısının 138’ye yükseldiği ifade edildi.
-BAE Sağlık Bakanlığı 4 kişinin daha COVID-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini ve toplam can kaybının 41’e yükseldiğini duyurdu.
-Umman Sağlık Bakanlığı da ülkedeki ölümlerin sayısının 7’ye yükseldiğini belirtti. Bakanlıktan yapılan açıklamada, 86 kişide daha virüs tespit edildiği, toplam vaka sayısının 1266’ya yükseldiği, toplam 233 kişinin de sağlığına kavuştuğu ifade edildi.
– Yeni tip koronavirüs salgınının Çin’den sıçradığı ülke olan Güney Kore’de iki aydır ilk kez yeni vaka sayısı tek haneye indi. Seul yönetimi, bugün sadece 8 yeni vaka olduğunu bildirdi. Güney Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, teyitli yeni 8 vakayla birlikte toplam vaka sayısının 10 bin 661’e çıktığını, 234 ölümün bu sayıya dahil olduğunu duyurdu.